TAŞINIR VE TAŞINMAZ MALLARIN HACZİ

(İİK. mad. 85)

 

Borçlunun taşınır malları ile taşınmaz malları’nın «ne şekilde haczedileceği» ve «haczin taşınır mallarda doğurduğu sonuçlar» İİK. mad. 85/I, II, V, VI, 86, 87, 88 (ve 102, 103)’de düzenlenmiştir.

 

A- I- Taşınır malların haczi, alacağın aslı ile faizlerini ve takip giderlerini karşılayacak ölçüde yapılır (İİK. mad. 85/I). (1)

 

Faiz, haczedilen malların satılabileceği umulan tarihe kadar hesaplanır.(2)

 

Bu ölçü çerçevesinde, «borçlunun, takip konusu alacağı, faizleri ve takip giderlerini karşılayacak miktarda» malı haczedilirken, borçlu ve alacaklının karşılıklı çıkarları uzlaştırılarak yokluğu borçluya en az zarar verecek ve haczi, saklanması, satışı (paraya çevrilmesi) en kolay olacak olan mallara öncelik tanınır. Çünkü, icra memuru (haczi yapan memur) alacaklı ile borçlunun karşılıklı çıkarlarını mümkün olduğu kadar uzlaştırmakla yükümlüdür (İİK. mad. 85/IV).(3)

 

İcra mahkemesinin, «alacak miktarından fazlaya ilişkin haciz işleminin kaldırılması» konusundaki şikâyet üzerine verdiği kararlar kesin olup, temyiz edilemez (İİK. mad. 363).(4)

 

II- Maddede, malların hangi sıraya göre haczedileceği tam bir açıklıkla -İsviçre İcra ve İflâs Kanununun bu maddeye karşılık olan 95. maddesinin aksine- gösterilmiş değildir.

 

Önce, borçlunun nizasız (çekişmesiz) mallarının haczedilmesi gerekir. Yani, borçlu tarafından başkasına ait olduğu bildirilmeyen (İİK. mad. 96) yahut üçüncü kişiler tarafından daha önce haczedilmemiş yahut istihkak iddia edilmemiş olan malların birinci sırada haczinin düşünülmesi gerekir. Bu nedenle, borçlunun nizasız mallarının alacağı karşılaması halinde, nizalı malların haczine gidilmemelidir.

 

3494 ve 4049 kanunlar ile yapılan değişiklik sonucunda, bir taşınır malı haczedilen borçluya ya da borçlu ile malı birlikte elinde bulunduran üçüncü kişiye bu mal üzerinde «üçüncü bir kişinin mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir aynî hakkı bulunması veya bu malın üçüncü bir kişi tarafından -daha önce- haciz edilmiş olması halinde, bu hususu haciz yapan memuru bildirme» ve haciz yapan memurun da «borçluya ve borçlu ile birlikte malı elinde bulunduran (üçüncü) kişiler bu beyana davet etme» zorunluluğu kabul edilmiştir (İİK. mad. 85/II).

 

Bu tür mallar ile, üçüncü kişiler tarafından -daha önce- ihtiyaten haciz edilmiş veya istihkak iddia edilmiş malların haczi en sonraya bırakılır (İİK. mad. 85/II, c.2).

 

«Hâsılatı paraya çevirme masraflarını ve icabında muhafaza ve idare masraflarını karşılamayacağı muhakkak olan şeyler haczedilmez» (İİK. mad. 85/V).

 

III- Bazı taşınır malların haczedilebilmesi özellik gösterir:

 

- Triptik belge ile yurt dışından getirilen (ve yurttan ayrılırken geri götürülmesi gereken) yabancı plâkalı araçlar haciz edilebilir mi?

 

Yüksek mahkeme(5), «bu tür araçların gerekli gümrük vergilerinin ödenmesi koşulu ile, bu vergi miktarının satış bedelinden ödenmesi koşulu ile -durum TC. Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığından sorularak- satılabileceğini ve bu şekilde satılmak üzere haciz edilebileceğini» -hükümetin ithalat rejiminde yaptığı son değişikliklerden önceki dönemde- oyçokluğu ile belirtmişti... Kanımızca, bir şeyin haciz edilebilip edilemeyeceği -yasalardaki özel hükümler dışında- o şeyin «devir edilip edilememe» niteliği ile belirlendiğinden(6), başka bir deyişle «ancak devri mümkün (serbest) olan şeyler haciz edilebileceği»nden yabancı plâkalı aracın ithalat rejimimiz gereğince, yurt dışından Türkiye’ye ithalinin serbest olup olmadığının -TC. Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığından sorularak- araştırılması ve «ithalinin serbest olduğunun» belirlenmesi halinde, bu araçların ‘haciz edilebileceği’, aksi takdirde ‘haciz edilemeyeceği’ sonucuna varmak gerekir.(7)

 

- Trafik siciline kayıtlı olmayan araçlar; herhangi bir taşınır mal gibi (İİK. mad. 85 vd.) haczedilebilir.

 

Trafik siciline kayıtlı olan araçlar; 2918 s. Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesi uyarınca, icra memurunun haciz kararının doğrudan trafik siciline şerh verilmesi ile (İİK. mad. 79/II, son) haczedilebileceği gibi(8) (kaydî haciz); diğer taşınır mallar gibi fiilen de (İİK. 86 vd.) haciz edilebilir.(9)

 

Bu iki haciz şekli, doğurduğu sonuçlar bakımından farklılık yaratmaz. Yani; trafik siciline kayıtlı bir araç ister kaydi haciz şeklinde ister fiili haciz şeklinde haczedilmiş olsun; haciz tarihinde, haczedilmiş sayılır. Satış bedelinin paylaştırılması bakımından -«sıra cetvelinde yer alma bakımından- birinin diğerine önceliği yoktur.(10) Yani; hangi haciz önce ise, onu koymuş olan alacaklı, alacağını daha önce alır, o alacaklıya öncelik tanınır.

 

«Kaydi haciz»in, bunu uygulatan alacaklıya sağladığı yarar; üçüncü kişiler daha sonra bu aracı borçludan satın alırlarsa, haciz koydurmuş olan alacaklı, bu kişilere karşı da, alacağını ileri sürebilir. Yani, üçüncü kişiler, trafik kaydında haciz bulunan aracı, hacizle yükümlü olarak satın almış olurlar...

 

Buna karşın «fiilen haczedilmiş» ve borçluya ya da üçüncü kişiye yediemin olarak bırakılmış aracı, trafik sicilinde haciz şerhi bulunmadığını gördükten sonra, borçludan -noterde yapılanı satış ile(11)- iyiniyetle satın alan üçüncü kişilere, karşı aracı fiilen haciz ettirmiş olan alacaklı bir hak talep edemez.(12)

 

Alacaklıların, «satış aşaması»nı da düşünerek, sadece kaydi haciz ile yetinmeyerek ayrıca aracı fiilen de haciz ettirip muhafaza altına almaları, aracın talep edildiği zaman satılabilmesini garanti eder. Aksi taktirde, alacaklı satış aşamasına gelindiğinde kaydi haciz tarihinden itibaren bir yıl içinde (İİK. mad. 106, 110) satış istediği halde, satış gününde aracın satış yerinde- kıymet takdiri yapılmış ve kıymet takdiri kesinleşmiş olarak- hazır bulundurulmasını temin edemezse, araç üzerindeki haczi düşer.

 

- Üzerinde «ipotek» bulunan (İİK. mad. 83/c) ya da bulunmayan fabrikadaki makinalar, fabrika haciz edilmeden bağımsız olarak haciz edilebilir mi? Fabrikanın tapu kaydına haciz konulması halinde, fabrikada bulunan makinalar da haciz edilmiş olur mu?

 

√ Üzerinde ipotek bulunmayan taşınmazların içindeki teferruat (eklenti) niteliğindeki taşınırlar -örneğin; makinalar- taşınmazdan ayrı olarak -taşınmaz haciz edilmeden- haciz edilebilirler (MK mad. 686).(13)

 

Buna karşın, üzerinde ipotek bulunan taşınmazların içindeki teferruat (eklenti) niteliğindeki taşınmazlar -örneğin makinalar- taşınmaz haciz edilmeden, taşınmazdan ayrı olarak haciz edilemezler (İİK. mad. 83/c).(14)

 

√ Üzerinde ipotek bulunsun/bulunmasın taşınmazların tamamlayıcı parçası (mütemmim cüz’ü) niteliğindeki taşınırlar, ancak taşınmazla birlikte haciz edilebilirler, taşınmazdan ayrı olarak haciz edilemezler (MK. mad. 684)(15)

 

√ Bir taşınmazın haczi onun teferruatını (eklentilerini) (MK. mad. 686, 862) ve tamamlayıcı (bütünleyici) parçalarını (mütemmim cüz’ülerini) (MK. mad. 684) de kapsar. Yani, bir taşınmaz haciz edilince (taşınmazın tapu kaydına haczi konulunca); onun eklenti ve tamamlayıcı parçaları(16) da haciz edilmiş olur.

 

Uygulamada, taşınmazların haczi için, taşınmazın bulunduğu yere gidilmediğinden -yani; fiili haciz yapılmadığından- tapu kütüğünde eklenti olduğu yazılı olmayan taşınırlar ile, taşınmazın eklentisi niteliğinde sayılıp sayılmayacağı tereddüt konusu olan bütün taşınır malların ayrıca yerinde haciz edilerek (fiili haciz yapılarak) haciz tutanağına geçirilmesi isabetli olur(17)...

 

«Taşınır» hükmünde oldukları için, gecekondular(18) ve barakalar(19), «arsa»dan ayrı olarak haciz edilebilir.

 

Gemi’lerin haczi uygulamada özellik gösterir.(20)

 

Sicile kayıtlı olmayan Türk gemileri ile (sicile kayıtlı olan ve olmayan) yabancı gemiler taşınır hükmünde olduğundan, haciz olunan bu tür gemilere ayrıca icra dairesince el konulması, borçlunun elinden alınması (muhafaza altına alınması) gerekir (İİK. mad. 88/II). Bu nedenle, icra dairesinin, geminin hareket etmesine engel olacak tedbirleri alması için, geminin haciz edildiğini liman başkanlığına ve deniz polisi ile sahi. Sıhhiye müdürlüğüne bildirmesi gerekir. Eğer alacaklı haciz edilen (ve borçlu ya da üçüncü kişide yediemin olarak bırakılan) geminin işletilmesine açıkça izin verirse, icra müdürü (yardımcısı) alacaklının bu beyanını tutanağa yazıp, kendisine imzalattıktan sonra, haciz ettiği gemiyi bu koşulla borçlu veya üçüncü kişiye teslim edebilir.

 

Sicile kayıtlı olan Türk gemileri taşınmaz hükmünde olduğundan (İİK. mad. 23/son), bu gemilerin haciz edildiği, icra dairesi tarafından gemi sicil memurluğuna bildirilir. Bu bildirme işleminin, istinabe yoluyla -yani; gemi sicil memurluğunun bulunduğu yerdeki icra dairesine talimat yazarak- değil, doğrudan doğruya haciz kararı veren icra dairesince yapılması uygun olur.

 

Haczin gemi siciline işlenmesi, alacaklı için yeterli bir himaye sağlamamaktadır. Çünkü, haciz edilen geminin işletilmesine izin verilmesi halinde hacizden sonra doğacak yeni «gemi alacakları» (TK. mad. 1235) denilen bâzı alacaklar âdi ve rehinli bütün diğer alacaklardan -yasa gereği- önce geldiğinden (TK. mad. 1257), hacizli geminin satılması halinde haciz koydurmuş olan alacaklı alacağını ya kısmen alabilecek veya hiç alamayacaktır. Bu nedenle, gemiyi haciz ettirmiş olan alacaklının etkin bir şekilde korunabilmesi için, geminin ayrıca seferden men edilmesi de gerekir.(21) Ancak, haciz koymuş olan alacaklı, ileride haczinin haksız sayılması nedeniyle hukukî sorumluluk altına girmemek için, geminin borçlu veya üçüncü kişi tarafından işletilmesine müsaade edebilir...

 

Bu konuda «yola hazır gemiler»in, ihtiyati haciz yoluyla da haciz edilemeyeceklerini hatırlatalım (TK. mad. 892).(22)

 

- Markaların Korunması Hakkında 556 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameye göre; tescilli bir marka, ancak marka siciline işlenerek haciz edilebilir (mad. 19). Marka sicilindeki bu haciz, daha sonra, markayı devir alana da ileri sürülebilir...

 

IV- Çekişmesiz (nizasız) malların haczinde, taşınır ve taşınmaz mallar arasında bir sıra öngörülmüş müdür?

 

Bir görüşe göre(24); önce taşınır mallar haczedilmeli, bunlar borcu ödemeye yetmezse, taşınmazların haczi yoluna gidilmelidir.

 

Diğer bir görüşe göre(25) ise; taşınırlar ile taşınmazlar arasında haciz bakımından «sıra farkı» yoktur. Taşınır haczine gitmeden önce de, taşınmazların haczi istenebilir.

 

Uygulamaya ikinci görüş egemendir. Kanımızca da doğru olanı budur. Çünkü, maddede, birinci görüşü haklı gösterecek bir açıklık yoktur. Halbuki, 24.4.1929 tarih ve 1424 sayılı yasada açıkça; «Alacaklara da şamil olmak üzere evvelâ menkul mallar haczedilir. Hacze, kolayca satılabilen şeylerden başlanır ve mahruyimeti borçluya en az ağır gelenleri önce haczolunur. Taşınmazların haczi, ancak borcu ödemeye kâfi menkul mal bulunmadığı veya kalmadığı yahut alacaklı ve borçlu müştereken istedikleri takdirde kabildir» (mad. 74) denilmek suretiyle sorun çözümlenmişti.(26) Ayrıca, birinci görüşün kabulü, taşınmaz haczi talep eden alacaklının, borçlunun alacağı karşılamaya yeterli taşınır malı bulunmadığını icra dairesine kanıtlaması zorunlu kılar ki bunun da masraf ve zaman kaybına neden olacağı açıktır. Biz, bu gerekçelerle ikinci görüşe katılıyoruz.

 

Yüksek mahkeme, bir olayda «borçlunun taşınmazı üzerine haciz konulmuş olmasının, bu haciz kaldırılmadan, ayrıca bankadaki borçluya ait paranın haczedilmesini önlemeyeceğini»(27), «borçlunun, aracı üzerindeki haczin kaldırılarak, kedisine ait taşınmaz üzerine haciz konulması isteminde bulunamayacağını»(28) belirtmiştir.

 

V- Taşınır mallar haczedilirken de önce fazla para eden, korunması ve satılması kolay olan, borçlunun daha az gereksinme duyduğu mallar tercih edilmelidir.

 

Hacze, borçlunun tercih ettiği mallardan başlanması yerinde olur. Böylece, borçlunun ya da üçüncü kişilerin «istihkak davası» (İİK. mad. 97) açmak suretiyle, takibi aksatma uğraşılarının önüne geçilmiş olunur.

 

Üzerinde para sakladığı anlaşılırsa, mevcut mallara rağmen, borçlunun şahsına zor kullanılarak, bu para haczedilir. Böylece, haczedilecek malı saklamak ve paraya çevirmek külfetinden kurtulunmuş olunur (İİK. mad. 80/IV).(29)

 

VI- Getireceği gelir (hâsılatı) paraya çevirme ve gerektiğinde koruma ve idare giderlerini karşılamayacağı kesin olan şeyler haczolunamaz (mad. 85/V). Bu nedenle, modeli çok eskimiş ve makinaları yıpranmış, satışa çıkarıldığı takdirde hiçbir alıcı bulamayacağı besbelli olan bir otomobili haczederek ayda belirli bir garaj kirası vermek yahut, borçlunun sergide bir çuvalı geçmeyen üzümünün kurutulmasına kadar sergi yerinde ücretle bekçi koymak, ne borçlunun ve ne de alacaklının yararına bir davranış olur.(30)

 

B- Borçlunun taşınmaz malları’nın «ne şekilde haczedileceği» ve «haczin taşınmaz mallarda doğurduğu sonuçlar» İİK. mad. 85/I, III, IV, V, 87, 91, 92, 93 ve 95’de düzenlenmiştir.

 

I- Taşınmaz malların haczi -«taşınır mallar» da olduğu gibi(31)- alacağın aslı ile faizlerini ve takip giderlerini karşılayacak ölçüde yapılır (İİK. mad. 85/I).(32)

 

Borçlunun taşınmazı haczedildikten sonra ve fakat satışa çıkarılmadan önce, borçlu, borcun ödenmesine yetecek taşınır mal ya da vâdesi gelmiş sağlam alacak gösterirse, taşınmaz üzerindeki haciz devam etmek koşuluyla, gösterilen taşınır mal ya da alacak haczedilir. Bu taktirde İİK. mad. 92’nin aksine olarak, icra dairesi «taşınmazın idare ve işletilmesine ve sağladığı gelirlere» karışmayarak, taşınmazı borçlunun idaresine bırakır (İİK. mad. 85/III, IV).

 

II- Taşınmazın haczini talep eden alacaklının icra dairesine «borçlunun baba adını ve mümkünse doğum tarihini» hatta büyük yerlerde -köy dışında- «taşınmazın ada ve parsel numarasını»da bildirmesi uygun (hatta çok kez zorunlu) olur.(33)

 

III- İİK. mad. 102/II; «taşınmazın haczi sırasında mahallinde tutanak tutularak, taşınmazın nevinin, ve hudutları ile önemli niteliklerinin tutanağa geçirilmesi»nden bahsetmekte ise de uygulamada bu hüküm hemen hemen hiç uygulanmamış ve alacakların -ada, parsel numaralarını bildirerek- borçlunun taşınmazlarına haciz konulmasını talep etmeleri halinde icra daireleri ile ilgili tapu sicil müdürlüklerine -doğrudan doğruya veya talimatla- haciz teskereleri (müzekkereleri) göndermişler(34), daha sonra alacaklıların «kaydına haciz konulmuş olan taşınmazların kıymetlerinin takdir edilmesini istemeleri üzerine, taşınmazın bulunduğu yere giderek hem tapu kaydını o taşınmaza uygulamışlar ve hem de -bilirkişilerden de faydalanarak- taşınmaza kıymet takdir etmişlerdir. Bu amaçla, taşınmazın bulunduğu yerde fiili haciz ve kıymet takdiri tutanağı düzenlemişlerdir...

 

4949 sayılı Kanun ile -15.7.2003 tarihinde- kabul edilen yeni İİK. mad. 79/II, c: 3 hükmü ile, taşınmazların haczi konusunda uygulamanın benimsediği çözüm şekli (izlediği yol) kanun hükmü haline gelmiştir. Bu yeni hükümde açıkça; «resmi sicile kayıtlı malların (taşınmazların) haczinin, takibin yapıldığı icra dairesince kaydına işletilmek suretiyle doğrudan doğruya yapılabileceği» belirtilmiştir...

 

Bu yeni düzenlemeden sonra artık «başka yerde bulunan taşınmazlar»ın tapu kayıtlarına haciz konulması için, oradaki icra dairelerine «haciz talimatı» yazılması uygulamasından vazgeçilerek -daha pratik olduğu ve yasal dayanağa kavuştuğu için- ilgili tapu sicil müdürlüklerine doğrudan doğruya «haciz teskereleri» gönderilecektir...

 

C- İcra memuru, alacaklının haciz talebini yerine getirmek zorunda olup, «malın haczinin mümkün olmadığı», «borçlunun maaşının tamamının veya bir kısmının haciz edilemeyeceği;» vb. gibi gerekçelerle, alacaklının haciz talebini yerine getirmekten -«takdir hakkını kullandığını» belirterek- kaçınamayacağı gibi, «haciz edilmek istenen şeyin üçüncü kişiye ait olduğu» iddia ediliyorsa, bu iddia haciz yapılmasına engel teşkil etmeyip, bu durumda istihkak iddialarına (İİK. mad. 96 vd.) ilişkin hükümlere göre işlem yapılması gerekir.(35)

 

İİK. mad. 85 uyarınca alacaklının haciz talebini yerine getirmekle yükümlü olan icra memurunun «haciz yapılacak yerin borçluya ait olmadığı», «haciz konularak istenen maaşın 506 s. K’nun 121. maddesi gereğince haciz edilemeyeceği» vb. nedenlerle haciz yapmaktan kaçınması, İİK. mad. 16/II’ye göre «bir hakkın yerine getirilmesi», «bir hakkın sebepsiz yere sürümcemede bırakılması» niteliğinde olduğundan(36) (37), süresiz şikayete tâbi olur...

 

Uygulamada önem taşıdığı için ayrıca vurgulayalım ki, kural olarak ileride doğması muhtemel -ancak doğacağı muhakkak olmayan- hak üzerine haciz konulamayacağından, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak ileride koşulları gerçekleştiğinde borçlu (müteahhit) adına tescili yapılacak fakat henüz arsa sahibi adına kayıtlı olan yerlere (dairelere) haciz konulamaz(38)...

 

D- Yüksek mahkeme «taşınır ve taşınmaz malların haczi» konusuyla ilgili olarak;

 

“Borçlu aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davası sırasında mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının, tapu maliki borçlunun borcundan dolayı taşınmazın haczedilmesini engellemeyeceğini, bu tedbirin sadece tapuda rızai satışları önleyeceğini”[39] 

 

“Takibin yapıldığı icra müdürlüğünce, borçlunun başka bir yerde bulunan kooperatifteki hissesine haciz konulması için, kooperatifin bulunduğu yerdeki icra müdürlüğüne  -‘nokta haczi’ uygulanması için- talimat yazılması halinde, talimat içeriğine yönelik şikayetlerin, asıl t5akibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesince inceleneceğini”[40]

 

“ ‘Haczedilen şeyin teferruat (eklenti)’ niteliğinde bulunup bulunmadığını saptamak için, hukukçu bir bilirkişinin de katılmasıyla oluşturulacak ve içinde konusunda uzman makine mühendisi, inşaat mühendisi gibi bilirkişilerin de bulunduğu bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekeceğini”[41]

 

“İcra mahkemesince ‘ödeme emrinin iptaline’ karar verilmiş olması halinde, bu karar kesinleşmeden, iptal edilen ödeme emri uyarına borçlunun taşınmazlarına konan hacizlerin kaldırılması gerekeceğini”[42]

 

“Ekonomik değeri bulunmayan ‘minibüs hattı’ üzerine haciz konulamayacağını, ancak minibüsün plakasının haczedilebileceğini”[43]

 

“Post makineleri ve kredi kartları ile yapılan satışlardan elde edilen paraların haciz kapsamında olduğunu”[44]

 

“Alacaklının haciz talebinin, alacağın bağlı olduğu zamanaşımını kesmesi için sadece haciz talebinde bulunmasının yeterli olmayıp haciz masraflarını da ödemiş olması gerektiğini”[45]

 

“Haczin konulduğu tarihte tapuda borçlu adına kayıtlı bulunan taşınmazların tapu kaydına haciz konulmasında bir usulsüzlük bulunmadığını, taşınmazın daha sonra üçüncü bir kişi adına -mahkemece verilen tapu iptali ve tescil kararı uyarınca- tescil edilmiş olması halinde, üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurarak haczin kaldırılmasını talep edemeyeceğini, bu konuda genel mahkemede dava açması gerektiğini”[46]

 

“İİK. 72/III gereğince verilen tedbir kararı uyarınca alına teminatın, alacağın geç tahsil edilmesinden doğan zararı karşılamayı amaçladığını, bu tedbir kararı ve teminatın, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesini önlediğini, alacaklının takipteki alacağının eklentilerinin karşılanması için haciz yapılmasını isteyebileceğini”[47] 

 

“Asansör ve hidroforun binanın tamamlayıcı parçası olması nedeniyle, binadan ayrı olarak haczedilemeyeceğini”[48] [49]

 

“Finansal Kiralama Kanununun 19/II maddesi uyarınca, icra memurunun kiracı aleyhine yapılan icra takiplerinde finansal kiralama konusu malları haczetmekten kaçınabileceğini”[50]

 

“Borçlunun belediye verdiği vergi beyannamesi üzerine haciz konularak borçluya ait gecekondunun haczedilemeyeceğini”[51]

 

“Taşınmaz haczinin, icra müdürlüğünün hacze ilişkin karar tarihine göre yapılmış sayılacağını”[52]

 

“Belediye Kanununda ‘birlik mal ve paralarının haczedilemeyeceğine’ ilişkin bir hüküm bulunmadığından, birliğin ‘kamu kurumu’ niteliğini taşımasının, özel bir hüküm bulunmadığı sürece, onun taşınır ve taşınmaz mallarının haczini engellemeyeceğini”[53]

 

“Haciz talimatının TL üzerinden yazılmayıp, ABD Doları üzerinden yazılmasının yasaya aykırı olup, bu konudaki şikayetin süreye bağlı olmadığını”[54]

 

“Sadece borçlunun mal beyanında gösterdiği malların haczi ile yetinilemeyeceğini, alacaklının alacağının tamamını karşılayacak miktardaki borçlunun mallarının haczedilebileceğini”[55]

 

“İİK. 72/III uyarınca icra takibinden sonra olumsuz tesbit davası açan borçlunun gerekli teminatı göstermesi halinde mallarının haczedilemeyeceğini”[56]

 

“Benzin istasyonundaki akaryakıt pompalarının tamamlayıcı parça niteliğinde bulunmamaları nedeniyle, müstakil olarak haczedilebileceklerini”[57]

 

“Donatanın borçlarından dolayı acentenin mallarının haczedilemeyeceğini”[58]

 

“Talimat icra dairesinin, asıl takibin yapıldığı icra dairesinin gönderdiği haciz talimatına uygun olarak haciz yapmak zorunda olduğunu, ‘talimatta gösterilen adresin borçluya ait olmadığı’ndan bahisle haciz yapmama yetkisinin bulunmadığını”[59]

 

“İcra mahkemesince takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisizliğine dair verilmiş olan karar kesinleşmemiş dahi olsa, yetkisiz icra iaresince haciz işlemi yapılamayacağını”[60]

 

“Borçlu …’a babası ...’dan veraseten intikal edecek taşınmazlar üzerinde şimdiden haciz konulması konusunda icra müdürlüğünce tapu sicil müdürlüğüne haciz müzekkeresi yazılamayacağını”[61]

 

“Transponder kira sözleşmesinden kaynaklanan transponder kullanma hakkının       -niteliği itibariyle paraya çevrilme olanağı bulunmadığından- haczedilemeyeceğini”[62]

 

“Gerçekte borçlu olmadıkları halde malları haczedilerek götürülmüş olan kişilerin bu haksız haciz nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğramış olduğundan, alacaklıdan manevi tazminat isteyebileceklerini”[63]

 

“ ‘Alacaktan fazla haciz yapılmış olması nedeniyle haczin kaldırılmasına’ yönelik şikayet üzerine verilen icra mahkemesi kararının kesin olduğunu, temyiz edilemeyeceğini”[64]

 

“Talimat icra müdürlüğünce, borçlunun haciz talimatında belirtilen adresinden ayrıldığı saptanarak, halen bulunduğu yeni adresinde haciz yapılmasında yasaya aykırılık bulunmadığını”[65]

 

“Müvekkilinin ölümünden dört gün sonra alacaklı vekilinin haciz uygulamasının ölen müvekkilinin menfaatlerine uygun ve geçerli olduğunu”[66]

 

“Borçlunun üçüncü kişiden kiraladığı taşınmazın kalan iki yıllık kira sözleşmesinin  -paraya çevirme olanağı bulunmadığı için- haczedilemeyeceğini”[67]

 

“ ‘Üzerinde ipotek bulunmayan fabrikaya ait makinelerin yalnız başına haciz edilebilip edilemeyeceği’ne ilişkin şikayetin çözümlenebilmesi için, makinelerin fabrikanın ‘teferruatı’ mı yoksa ‘tamamlayıcı parçası’ mı olduğu konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceğini”[68]

 

“Ancak 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan icra takibi sonucunda, mahalli idarelerin mallarının haczedilebileceğini”[69]

 

“Borçlu tarafından üçüncü kişiye yapılan satış işleminin, İİK. 277 vd.na göre açılan iptal davası sonucunda iptali halinde, satış işlemine konu olan taşınmazın davacı-alacaklı tarafından -tapuda borçlu adına tescil işlemi yapılmasına gerek kalmadan- haczedilebileceğini”[70]

 

“Borçlunun, başkasındaki ipotek alacağı üzerine  -89. maddeye göre ihbarname göndermeden, 85. madde çerçevesinde işlem yapılarak- haciz konulabileceğini”[71]

 

“Bir kişinin, üçüncü kişideki alacağı anlamında olan ipotek ile teminat altına alınan alacağının haczedilebileceğini”[72]

 

“Lehtarı tarafından başkasına ciro edilen ve bu kişi tarafından da bankaya tahsile verilen senetlerin, lehtarın borcundan dolayı haczedilemeyeceğini”[73]

 

“Toplu Konut İdaresi Başkanlığının, kooperatiflere verdiği kredinin haczedilebileceğini”[74]

 

“Kamulaştırma bedelinin ödenmemesi üzerine, kamulaştırılan taşınmazın malikinin yaptığı takip sonucunda, bankada kamulaştırma işlemini yapan idare adına bloke edilmiş paranın haczedilebileceğini”[75]

 

“Davalı, kendisine ait olmadığını bildiği traktörün ‘kendisine ait olduğunu’ bildirerek ve bunun üzerine haciz konmasına muvafakat ederek gerçek malikin bu yüzden zarara uğramasına neden olduğundan, davacının davalıdan talep edebileceği tazminatın kapsamının Borçlar Kanununun 41. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekeceğini”[76]

 

“İcra kefili hakkında takip kesinleşmeden haciz yapılamayacağını”[77]

 

“Taşınmazın ipotekli olmasının, ayrıca haczedilmesini engellemeyeceğini”[78]

 

“Vekilin ‘üçüncü kişilerin veya kendi borcuna karşılık olarak teminat maksadıyla dahi her türlü ipotek tesis etmek için’ kendisine verilen vekaletnameye dayanarak, kendi borcundan dolayı, vekalet verenin taşınmazlarını haczettiremeyeceğini”[79]

 

“Takip sırasında borçlunun ölmesi üzerine, mirasçılara ödenen hayat sigortası tazminatının haczedilebileceğini”[80]

 

“Haczedilmiş olan taşınmazın satış bedelinin, borcu karşılamayacağı anlaşılmadıkça, borçlunun diğer taşınmazlarına müracaat edilemeyeceğini”[81]

belirtilmiştir...

 


 


(1) Bknz: İİD. 27.4.1956 T. 2530/2511

(2) BELGESAY, M. R. İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 1949, s: 249

(3) Bknz: 12. HD. 31.7.1987 T. 12091/8559

(4) Bknz: 12. HD. 28.2.2002 T. 3073/4186; 7.3.1988 T. 4369/2601

(5) Bknz: 12. HD. 19.2.1993 T. 14120/3126; 12.2.1993 T. 13343/2517; 6.6.1991 T. 366, 7377

(6) Bknz: UYAR, T. İİK. 2005, C:5, s:6987 vd.

(7) UYAR, T. İcra Hukukunda İhale ve İhalenin Bozulması 3. Bası, 2002, C: 1, s: 199

(8) Bknz: 19. HD. 27.11.1997 T. 7786/10094; 20.11.1997 T. 7368/9877 - HGK. 17.12.1993 T. 19-490/718

(9) Bknz: 19. HD. 25.2.1999 T. 7242/1117 (İleride; İçt. No: 29/II) - 3.11.1998 T. 624/12586

(10) Bknz: 19. HD. 24.6.1999 T. 3616/4400; 25.2.1999 T. 7242/1117

(11) Bknz: 15. HD. 29.9.1986 T. 2269/3067

(12) Bknz: 21. HD. 10.6.1997 T. 2790/3958

(13) Bknz: 12. HD. 4.4.2005 T. 4292/7160 - 24.3.1999 T. 2976/3922

(14) Ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR, T. İİK. Şerhi, C:5, s:7450 vd.

(15) Bknz: 12. HD. 24.3.1999 T. 2976/3922

(16) Bknz: 12. HD. 17.9.1992 T. 7866/4237

(17) KURU, B. İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2004, s: 385

(18) Bknz: 12. HD. 18.11.1985 T. 4031/9636

(19) Bknz: İİD. 4.6.1965 T. 6853/7026

(20) Ayrıntılı bilgi için bknz: ÇAĞA, T. Deniz Ticaret Hukuku, III, 4. Bası, 2005, s: 142 vd.

(21) ÇAĞA, T. age. s: 144 vd.

(22) Bknz: 12. HD. 3.7.2003 T. 13178/15827

(24) KURU, B. İcra ve İflas Hukuku, 1988, C: 1, s: 634 - BERKİN, N. İcra Hukuku Rehberi, 1980, s: 230 - SEVİĞ, V. R. Doktrin ve İçtihatlar Açısından Türk İcra ve İflas Kanunu, 1966, s: 117 - ANSAY, S. Ş. Hukuk İcra ve İflas Usulleri, 1960, s: 74 - ARAR, K. İcra ve İflas Hükümleri, 1944, s: 198.

(25) POSTACIOĞLU, İ. İcra Hukuku Esasları, 1982, s: 305

(26) UMAR, B. İcra ve İflas Hukukumuzun Tarihi Gelişmesi ve Genel Teorisi, 1973, s: 146

(27) Bknz: İİD. 8.7.1971 T. 8216/3225

(28) Bknz: 12. HD. 27.2.2003 T. 1158/3758

(29) BERKİN, N. age. s: 230

(30) Bknz: 3890 sayılı Kanuna ait Hükümet Tasarısı Gerekçesi

(31) Bknz: Yuk. dipn. 1 civarı

(32) Bknz: İİD. 27.4.1956 T. 2530/2511

(33) Bknz: Tapu Kadastro Genel Md. Tasarruf İşleri Daire Başkanlığının kanalı ile İcra Dairelerine gönderdiği 2.5.1983 T. 4-1-11-34/2541 sayılı Tamim (Naklen; YEŞİL, M. Tapu İşlemleri Rehberi, 1987, s: 174, dipn. 242)

Ayrıca bknz: Ad. Bak. Huk. İşl. Gn. Md. 20.10.1986 T. ve 9-107-32604 s. genelge «Başbakanlık Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden alınan bir yazıda, bazı icra memurluklarınca tapu sicil müdürlüklerine gönderilen haciz veya ihtiyati haciz tezkerelerinde, borçlunun sadece adı ve soyadı yazıldığından, tapuda ve isme uygun tüm kişilerin taşınmazlarına da haciz şerhi konulmak veya hiçbir işlem yapılmadan icra dairesinden açıklama istenilmek suretiyle gereksiz yazışmalara veya başkasının mağduriyetine sebebiyet verildiği belirtilerek, haciz bildirimlerinde borçlunun açık kimliğinin yazılmasının sağlanması istenilmektedir. Bilindiği üzere, İcra ve İflas Kanununun 91 inci maddesi hükmüne göre, gayrimenkul haczi ile tasarruf hakkı Medeni Kanunun 920 inci maddesi anlamında tahdide uğramakta ve haciz keyfiyetinin, sicile şerh verilmek üzere tapu veya gemi siciline icra dairesi tarafından bildirilmesi gerekmektedir. Tasarruf hakkını tahdide uğratan haczin tapu kaydında bir yanlışlığa ve dolayısıyla iki daire arasında sorumluluk doğuracak bir olaya sebebiyet verilmemesi için, icra dairesinin haciz bildirim yazısında, borçlunun açık kimliği de dahil hacizle ilgili her türlü bilginin eksiksiz bulunması gerekeceği tabiidir. Bu itibarla, tapu sicil müdürlüklerine gönderilecek haciz veya ihtiyati haciz müzekkerelerine borçlunun adı ve soyadı ile birlikte baba adının ve varsa kimliği açıklayan diğer bilgilerin mutlaka yazılması ve ayrıca biliniyorsa gayrimenkulün ada ve parsel numarasının da belirtilmesi lüzumunun yargı çevrenizdeki tüm icra ve iflas dairelerine imza karşılığında duyurulmasını rica ederim.» (Ad. D. 1986/5, s: 146 vd.)

(34) Bknz: 12. HD. 20.10.1987 T.13118/10414, 21.10.1986 T. 483/10931

(35) Bknz: 12. HD. 10.5.2005 T. 1389/4924; 28.2.2005 T. 1059/3883; 25.2.2005 T. 23/3680 vb. - 9.10.1995 T. 13092/13187

(36) Bknz: UYAR, T. İcra ve İflas Kanunu Şerhi, C:2, s:717 vd.; 1591 vd.

(37) Bknz: 12. HD. 3.2.2003 T. 27448/1856

(38) Bknz: 12. HD. 2.11.2004 T. 18381/2299 - 5.7.2004 T. 5939/10281

[39] Bknz: 12. HD. 1.4.2005 T. 3505/6972

[40] Bknz: 12. HD. 29.11.2004 T. 20560/24600

[41] Bknz: 12. HD. 15.10.2004 T. 17117/21864

[42] Bknz: 12. HD. 14.9.2004 T. 14565/19221

[43] Bknz: 12. HD. 27.4.2004 T. 6198/10380

[44] Bknz: HGK. 24.3.2004 T. 11-153/160

[45] Bknz: 12. HD. 12.2.2004 T. 25328/2426

[46] Bknz: 12. HD. 26.6.2003 T. 13022/15198; 26.3.2002 T. 5175/6139; 6.7.2001 T. 11757/12472

[47] Bknz 12. HD. 25.2.2003 T. 917/3376

[48] Bknz: 12. HD. 9.12.2002 T. 25104/25991

[49] Karş: 12. HD. 23.10.1989 T. 3486/12667

[50] Bknz: 12. HD. 3.12.2002 T. 23743/25845; 29.11.2002 T. 23192/25574

[51] Bknz: 12. HD. 19.11.2002 T. 22845/24000

[52] Bknz: 12. HD. 16.9.2002 T. 16055/16888

[53] Bknz: 12. HD. 24.4.2002 T. 7208/8498

[54] Bknz: 12. HD. 15.3.2002 T. 3917/5263

[55] Bknz: 12. HD. 1.6.2001 T. 8840/9803

[56] Bknz: 12. HD. 24.5.2001 T. 8327/9219

[57] Bknz: 12. HD. 4.5.2001 T. 6837/7714

[58] Bknz: 12. HD. 30.10.2000 T. 15485/16182

[59] Bknz: 12. HD. 6.10.2000 T. 13155/14559

[60] Bknz: 12. HD. 7.12.1999 T. 15037/15940

[61] Bknz: 12. HD. 23.11.1999 T. 14116/14812

[62] Bknz: 12. HD. 8.6.1999 T. 7247/7730; 18.3.1999 T. 15289/3487

[63] Bknz: 4. HD. 1.6.1999 T. 1953/5125

[64] Bknz: 12. HD. 31.12.1998 T. 14436/15378; 7.3.1988 T. 4369/2601

[65] Bknz: 12. HD. 5.10.1998 T. 9689/10122

[66] Bknz: 12. HD. 18.2.1998 . 951/1638

[67] Bknz: 12. HD. 12.11.1997 T. 12379/12630

[68] Bknz: 12. HD. 20.6.1995 T. 9262/9116

[69] Bknz: 12. HD. 13.4.1995 T. 5629/5690

[70] Bknz: 12. HD. 26.11.1992 T. 7797/14861

[71] Bknz: 12. HD. 28.9.1988 T. 7666/10484

[72] Bknz: 12. HD. 3.5.1988 T. 7354/5935

[73] Bknz: 12. HD. 7.4.1988 T. 6918/4467

[74] Bknz: 12. HD. 4.12.1987 T. 14480/12519

[75] Bknz: 12. HD. 24.2.1987 T. 6928/2593

[76] Bknz: 4. HD. 16.6.1986 T. 3849/4732

[77] Bknz: 12. HD. 21.5.1986 T. 12166/6089

[78] Bknz: 12. HD. 5.3.1985 T. 12185/1949

[79] Bknz: 12. HD. 5.10.1981 T. 5929/7637

[80] Bknz: İİD. 4.2.1969 T. 1380/1278

[81] Bknz: İİD. 14.6.1951 T. 3212/3286