İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLU İLE TAKİPLERDE TAKİP TALEBİ

                                                                      Av. Talih Uyar                                                                                                        

İ

potekli alacaklı, borçlu(ları) hakkında ya ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilâmsız takipte bulunur (ipoteğin ilâmsız takip yolu ile paraya çevrilmesini ister) ya da ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilâmlı takipte bulunur (ipoteğin ilamlı takip yolu ile paraya çevrilmesini ister).

Her iki takip de, alacaklının İİK. mad. 148’e uygun takip talebi ile başlar.

a) Alacağı ipotekle (İİK. mad. 23/I) güvence altına alınmış olan alacaklı, ipotek akit tablosunun «kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını» içermemesi halinde, -İİK. mad. 150’deki özel durum dışında- «ipoteğin ilâmsız takip yolu ile paraya çevrilmesi» isteminde bulunabilir.

Bilindiği gibi, ipotek; «doğmuş bir alacak» için kurulabileceği gibi, «ileride doğacak veya doğması ihtimali olan bir alacak» için de örneğin; işleyecek bir câri hesap veya kredi sözleşmesinin teminatı olarak- kurulabilir (MK. mad. 881/I). Birinci haldeki ipoteğe; «ana para ipoteği» (=«kesin ipotek»=«sabit ipotek»),[1] ikinci haldeki ipoteğe de; «üst sınır ipoteği» (=azami miktar ipoteği»=maksimal ipotek»)[2] denilir. İkinci halde, genellikle ipotek akit tablosu, «kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını» içermez. Alacaklının bu durumda izleyeceği yol, «ipoteğin ilâmsız takip yolu ile paraya çevrilmesi»dir.

b) Alacağı ipotekle (İİK. mad. 23/1) güvence altına alınmış olan alacaklı, şu üç durumda «ipoteğin ilâmlı takip yolu ile paraya çevrilmesi» isteminde bulunabilir:

1) «Alacak» veya «ipotek hakkı» veya «her ikisi» bir ilâm ya da ilâm niteliğindeki (İİK. mad. 38) bir belgede tesbit edilmişse (İİK. mad. 150/h),

2) «İpotek akit tablosu» kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içeriyorsa (İİK. mad. 149),

3) İpotek akit tablosu «kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarı»nı içermese dahi, «borçlu câri hesap veya kısa, orta, uzun vâdeli kredi şeklinde işleyen ‘nakdî veya ‘gayrinakdî bir kredi’yi kullandıran taraf, borçluya (krediyi kullanan tarafa), ‘câri hesabın kesilmesine’, ‘kısa, orta, uzun vâdeli kredi hesabının muaccel kılınması’na ilişkin hesap özeti’nin veya ‘gayri nakdî kredinin ödenmesi olması’ nedeniyle tazmin talebi’nin noter marifetiyle gönderildiğine dair, noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ederse (İİK. mad. 150ı)

Bu konu ile ilgili olarak şu hususu da belirtelim ki, İcra ve İflâs Kanununun uygulanmasında, ipotek teriminin sadece «ipotek»leri değil, ayni zamanda, «ipotekli borç senetleri»ni, «irat senetleri»ni, «gemi ipotekleri»ni, «eski hukuk hükümlerine göre kurulmuş taşınmaz rehinleri»ni, «taşınmaz yükümlülükleri»ni, «bazı taşınmazlar üzerindeki hususi imtiyazlar»ı ve «taşınmaz teferruatı üzerine rehin işlemleri»ni de kapsadığı (İİK. mad. 23/I) unutulmamalıdır.

I- Takip talebinin içeriği:

İİK. mad. 148’de öngörülen «takip talebi»nin içeriği (ve şekli) esas olarak, «genel haciz yolu» ile takipteki (İİK. mad. 58) gibidir.[3] Yani, «takip talebi»nde, aşağıdaki hususların belirtilmesi gerekir:

a) Alacaklının (veya alacaklıların) kimlik ve yerleşim yeri ve vergi kimlik numarası, alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri: Takip talebinde, alacaklı (veya alacaklıların) kimlik ve adresleri’nin açıkça belirtilmesi gerekir. Eğer ipotek belgesinde birden fazla alacaklı var ve borcun tamamını isteme hakkı herbirine ayrı ayrı taşınmamışsa, her alacaklı kendi payına düşen kısım için takipte bulunabilir.[4]

Alacaklı, alacağını başkasına devretmişse -ki, ipotekle güvence altına alınan alacağın başkasına devri için yazılı şekli yeterli olup, tescile gerek yoktur (MK. mad. 891)- alacağa bağlı bir hak olan «ipotek»de, alacağı devralana geçeceğinden, bu durumda, alacağı devralan (BK. mad. 168), ipoteğin paraya çevrilmesini isteyebilir.[5]

b) Borçlunun (veya borçluların) kimlik ve adresi ve alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası: Takip talebinde borçlu (veya borçluların) kimlik ve adreslerinin ayrı ayrı açıkça belirtilmesi gerekir.

«Asıl borçlu» ile «ipotek veren (taşınmaz maliki)» ayrı kişilerse, her birine ayrı ayrı ödeme emri gönderileceğinden[6] (İİK. mad. 149b/I). İpotekli taşınmazın maliki olan üçüncü kişinin de isim ve adresinin takip talebinde belirtilmesi gerekir. Yüksek mahkeme, « ‘asıl borçlu’ hakkında takip yapılmadan ‘ipotek veren’ hakkında takip yapılamayacağını[7] ve daha sonra ‘asıl borçlu’nun da takibe dahil edilemeyeceğini, buna karşın ‘asıl borçlu’ hakkında takip yapıldığı halde ‘ipotek veren’ hakkında takip yapılmamışsa, bu kişinin daha sonra takibe dahil edilebileceğini»[8] belirtmiştir.

İpotekli taşınmaz üçüncü bir kişiye ait ise, takip talebinde bu üçüncü kişinin de isim ve adresinin bildirilmesi gerektiğinden (İİK. mad. 149/I, 149b/I), alacaklı bu gibi durumlarda, borçtan kişisel olarak sorumlu olan borçluyu takip dışında bırakarak, sadece rehin maliki üçüncü kişiyi takip edemez.[9]

Borçlunun borcunu devralan üçüncü kişi, alacaklıya karşı bütün borçtan kişisel malları ile sorumlu olduğundan,[10] takip talebinde «borçlu» olarak, borçlunun borcunu devralan üçüncü kişinin gösterilmesi gerekir.

İpotekli taşınmazın başkasına devri,[11] satılması[12] ya da mahkeme ilâmı ile dahi olsa ipotekli taşınmazın malikinin değişmesi,[13] borçlunun borcunda ve teminatında değişiklik yapmayacağından takip talebinde borçlu olarak, «asıl borçlu» yanında «ipotekli taşınmazın yeni maliki»nin de gösterilmesi gerekir.

İpotekli borca, üçüncü bir kişi «kefil» olmuşsa, ‘ipotek borçlusu’ hakkında takip yapılmadan, ‘kefil’ hakkında takip yapılamaz.[14] Bu nedenle, ‘kefil’ ile birlikte ‘asıl borçlu’nun da takip talebinde borçlu olarak gösterilip, takibin her ikisine birden yöneltilmesi gerekir.

İpotek işlemi ile ilgisi olmayan kişiler hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağından, lehine ipotek verilen ve krediyi alan «asıl borçlu» ile sadece «kredi taahhütnamesini imzalayan -ve ipotek işlemi ile ilgisi olmayan- kişi» birlikte ipoteğin paraya çevrilmesi yolu takip edilemez.[15]

İpotekli taşınmazın malikinin ölmesi, ipotekli takibin yapılmasına engel teşkil etmediği[16] gibi, asıl borçlunun ölmesi ve mirasçılarının mirası reddetmesi halinde seçilecek tereke tasfiye memuruna -ve ipotekli taşınmaz üçüncü bir kişiye aitse, bu kişiye- ödeme emri (icra emri) göndermek suretiyle, takibe devam edilir.[17]

Borcun nakli halinde, borçlu değişmiş olsa bile, borçlunun şahsına ait olanlar dışında haklar devam edeceğinden (BK. mad. 176/I), devreden borçlu «rehin maliki üçüncü kişi» durumuna girer ve «devralan borçlu» ile birlikte ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip edilir.

«Borçlunun adresi» konusu ile ilgili olarak -uygulamada- önem taşıyan şu hususu belirtelim ki, İİK. mad. 21/II gereğince,[18] «ipotek senedinde yazılı olan adresini değiştiren alacaklı veya borçlu, durumu birbirine noter aracılığı ile bildirmiş olmadıkça, tebligat aynı adreste yapılacağından ve bu adreste bulunmadığı takdirde, Tebligat Kanununun 35. maddesi uygulanacağından», alacaklı, takip tarihinde borçlunun adresini bilmiyor olsa bile, «ipotek akit tablosunda yazılı olan adresini» takip talebinde belirterek, ödeme emrinin bu adrese gönderilmesini isteyerek, adres tahkiki ile zaman kaybetmeden takibi kesinleştirebilir.[19] [20]

Hemen belirtelim ki; ipotek akit tablosunda yer alan ipoteği vekaleten düzenleyen kişinin adresi, «borçlunun adresi» sayılmadığından, bu adrese İİK’nun 21. maddesi uyarınca tebligat yapılamaz...[21]

Borçlunun ticaret sicilindeki adresine de -«ipoteğin ilamlı/ilamsız paraya çevrilmesine» ilişkin takiplere mahsus- «ödeme emri» ya da «icra emri» gönderilebilir...[22]

Aynı şekilde, vekaleten ipotek kurmuş olan kişi hakkında da takip yapılıp, bu kişi «borçlu»ymuş gibi, takip kesinleştirilemez...[23]

c) Alacağın Türk parası ile tutarı faizli alacaklarda istenen faizin miktarı ve işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise, alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi: a) Teminat (=üst sınır=maksimal) ipoteklerde; takip talebinde, ipotekli alacaklının alacağının, «ipotek sınırını (limiti) aşmayacak biçimde» gösterilmesi (yani, takip konusu yapılması) gerekir. Çünkü, «maksimal ipotek»lerde (=«üst sınır ipoteği»nde = «teminat ipoteği»nde) MK. mad. 875 hükmünün uygulanmayacağı,[24] bu ipoteklerde ipotek veren kişilerin sorumluluğunun azami ipotek miktarı ile sınırlı olduğu,[25] borçluların ‘faiz’, ‘komisyon’, ‘icra gideri’, ‘vekalet ücreti’ vb. gibi borcun her türlü eklentilerinden sorumluluğunun bu ipotek limiti içinde kaldığı oranda kabul edildiğinden,[26] hatta ipotek akit tablosunda açıkça limiti aşan sorumluluk -yani, ipoteğin borcun eklentilerini de kapsayacağı- kabul edilmiş dahi olsa, bunun hukukî sonuç doğurmayacağı kabul edildiğinden,[27] takip talebinde zorunlu olarak, «takip konusu alacak miktarı»nın, ipotek limitini aşmayacak biçimde gösterilmesi gerekir.

Kuşkusuz ipotekli alacaklı, limit dışında kalan alacağını, «genel haciz yolu» ile takip edebilir.[28] Bu varsayımda ipotekli alacaklı sadece «asıl borçlu» hakkında takip yapabilir. Çünkü, «teminat veren üçüncü kişi»den farklı olarak «asıl borçlu», asıl alacağın eklentilerinden de sorumludur.[29] «İpotek veren üçüncü kişi»nin sorumluluğu, ipotek akit tablosunda belirtilen miktarla sınırlı olduğu halde,[30] «ipotek veren taşınmaz maliki» ile «asıl borçlu»nun ayni kişi almaları halinde -yani, borçlunun, kendi taşınmazı üzerinde alacaklı lehine ipotek kurmuş olması halinde- borçlu, ipotekle karşılanmayan borç bölümünden de sorumludur.[31] Alacaklı bu durumda, borçlu hakkında «genel haciz yolu ile» takip yaparak, ipotekle karşılanmamış olan alacağını talep edebilir...

b) Ana para ipoteklerinde (=kesin=sâbit ipoteklerde) ise; ipotek MK. mad. 875’de belirtilen hususları -yani; ‘ana para’ + ‘takip giderleri’ + ‘vâde tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek faizler’i- kapsadığından, yapılan ipoteği paraya çevrilmesi yolu ile takipte bunların ödenmesi istenir.[32]

İpotekli alacaklı, (banka) «sözleşme ile borçlu tarafından ödeneceği kararlaştırılmış olmadıkça,» ‘T.C. Merkez Bankası faiz farkı iade fonu’nun ödenmesi için borçlu hakkında takipte bulunamaz.[33] Ayni şekilde, sözleşmede (ipotek akit tablosunda; kredi sözleşmesinde) özel hüküm bulunmadıkça, alacaklı «kaynak kullanma destekleme fonu»,[34] «faizin gider vergisi»,[35] «banka gider (muamele) vergisi»[36] [37] hakkında -bunların ödenmesi için- borçlu hakkında takipte bulunamaz...

Alacaklı, henüz ödemediği (tazmin etmediği) teminat mektubuna dayanarak takipte bulunamaz.[38]

Alacağın kaynağı yabancı para alacağı olsa bile «takip talebi»nde,ş yabancı para alacağının Türk parası karşılığının gösterilmesi gerekir. Alacağın, «takip talebi»nde Türk parası karşılığının gösterilmemiş olması -emredici hüküm niteliğindeki- İİK. mad. 58/3 hükmüne aykırı olur[39] ve «süresiz şikayet» yoluyla «takibin iptali»ne neden olur.[40]

Alacaklı, «sözleşme» ve «ipotek akit tablosu»nda öngörülen faiz oranı’na göre takipte bulunabilir. Sözleşmede öngörülen faiz «akdi faiz» olup, temerrüt tarihine kadar ana para için alacaklı bu oranda, temerrüt tarihinden itibaren ise 3095 sayılı yasaya göre «teminat (gecikme) faizi» isteyebilir.

İpotek borcu, «ipotek belgesinde öngörülen sürenin dolması» veya «tarihin gelmesi» ile muaccel olur ve alacaklı bu tarihten itibaren gecikme faizi isteyebilir.

Alacaklı, «temerrüt faizi»ne yeniden «temerrüt faizi» isteyemez. Ancak, câri hesap sözleşmesinin uygun gördüğü hallerde faize faiz yürütülebilir...

Yüksek mahkeme, bu konuyla ilgili olarak:

Ö «İpotekli takiplerde -ipotek ister «kesin borç isteği» ister «limit ipoteği» olsun alacaklının ipotek aktinde atıf yapılmak sözleşmedeki faiz oralarına göre faiz talep edebileceğini»[41]

Ö «İpotekli takiplerde ipotek akit tablosunda öngörülen gerek akdi ve gerekse temerrüt faizi oranlarına göre faiz istenebileceğini»[42]

Ö «Takibin ipoteğe dayalı olması halinde, ilk takip aşamasında alacaklının hataen eksik faiz istediğinden bahisle daha sonra müstakil faiz alacağı için yeniden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapamayacağı»[43]

Ö «Alacaklının ipotek akit tablosunda belirlenmiş olan gerek «temerrüt faizi» ve gerekse «akdi faiz» oranına göre takipte bulunabileceğini»[44]

Ö «İpotekle teminat altına alınmayan kısım için ve genel haciz yoluyla takip yapılmış olması halinde, takipten sonrası için akdi faiz talep edilebileceğini»[45]

Ö «İpotek akit tablosunda «alacağa % 220 faiz uygulanacağı»nın öngörülmüş olması halinde, «tahsil tarihine kadar bu oranda faiz tahakkuk ettirileceği» belirtilmemiş olduğundan, sözü edilen bu akdi faizin borçlunun temerrüt tarihine kadar uygulanması ve temerrüt tarihinden sonra ise, 3095 sayılı Kanun hükümleri uyarınca faiz hesaplaması gerekeceğini»[46]

Ö « ‘Kredi sözleşmesi’ öngörülen faizin akdi faiz olup, temerrüt tarihine kadar anaparaya bu miktar üzerinden, temerrüt tarihinden sonra ise, 3095 sayılı Kanuna göre faiz yürütüleceğini»[47]

Ö «Borçlunun ‘sözleşme’ ve ‘akit tablosunda’ öngörülen faiz oranını ödemekle yükümlü olduğunu, buna itiraz edemeyeceğini»[48]

Ö «İpotek alacağının eklentisi olan faizin, ayrı takip konusu yapılamayacağını»[49]

Ö «İpotekli borcun, ipotek belgesinde öngörülen sürenin dolmasıyla muaccel olacağını, alacaklının bu tarihten itibaren gecikme faizi isteyebileceğini»[50]

Ö «Temerrüt faizine temerrüt faizi istenemeyeceğini»[51]

Ö «Ancak cari hesap sözleşmesinin uygun gördüğü hallerde faize faiz yürütülebileceğini»[52]

Ö «İpotek akit tablosunda, borcun ödeneceği tarih açıkça belirtilmişse (ipoteğin vadesi varsa), bu tarihten itibaren -borcun ödenmemesi halinde- alacaklının temerrüt faizi isteyebileceğini»[53]

belirtmiştir.

İpotek, faizsiz (bilafaiz) olarak kurulmuşsa, alacaklı vâde tarihine kadar faiz isteyemez. Fakat, vâdeden itibaren faiz isteyebilir. Yüksek mahkeme bu konuda;

Ö «İpoteğin «bir yıl (altı ay) müddetle faizsiz» olarak kurulmuş olması halinde, alacaklının belirtilen bir yıllık süre geçtikten sonra takip tarihine kadar faiz talep edebileceğini»[54]

Ö «İpotek akdinin «faizsiz» olarak kurulmuş olması halinde, «vade tarihine kadar faiz istenemeyeceği, ancak vadeden sonra faiz istenmesinin mümkün olduğu» yolundaki ilkenin, taraflarca ipotek akit tablosunda «vade tarihinden ipoteğin kaldırılacağı tarihe kadar da faiz istenemeyeceği»nin kararlaştırılmamış olması halinde geçerli olacağını»[55]

Ö «İpoteğin faizsiz (bila faiz) olarak kurulmuş olmasının, vade tarihine kadar alacaklının faiz istemesini önleyeceğini, fakat vadeden itibaren faiz istemesini önlemeyeceğini»[56]

Ö «Faizsiz ve süresiz olarak kurulmuş olan ipoteklerde, borcun muaccel hale gelmesinin borçlunun temerrüde düşürülmesine bağlı olduğu, bu durumda borçlunun ihtar ile temerrüde düşeceği ve alacaklının ihtarda itibaren temerrüt faizi isteyebileceği -Daha önce alacaklının ihtar göndermemiş olması halinde, borçlunun ödeme emrinin kendisine tebliği ile temerrüde düşeceği ve bu tarihten itibaren temerrüt faizi ödemekle yükümlü olacağını»[57]

belirtmiştir.

d) Hangi taşınmazın ipotek edildiği (taşınmazın, kütük, ada, pafta ve parsel numaraları),

e) İpotek edilen taşınmaz üçüncü bir kişiye ait ise, bunun kimlik ve adresi,[58]

Bu konu ile ilgili olarak hemen şu hususu belirtelim ki; borçlunun kredi borcu için taşınmazını ipotek etmiş olan üçüncü kişi, kredi sözleşmesinde müteselsil borçlu ya da «kefil» konumunda olmadıkça, kişisel sorumluluğu bulunmayıp, sorumluluğu taşınmazla sınırlıdır.[59]

II- Alacaklı, «takip talebi»ne; a) İpotek akit tablosunun tapu idaresince verilmiş resmi senedin örneğini[60] ve b) İpotek, câri hesap veya kredi sözleşmesi gibi sözleşmenin teminatı olarak verilmişse, bu sözleşme ve bununla ilgili belgelerin onaylı örneklerini eklemek zorundadır.

«İpotek akit tablosu» tapu memuru tarafından, ipotek kurulurken düzenlenen resmi senettir (MK. mad. 856/II; Tapu K. mad. 26). Uygulamada, alacaklılar, icra takibine başlamadan önce, Tapu Sicil Müdürlüğüne bir dilekçe ile başvurarak «ipotek akit tablosu örneği»nin kendilerine verilmesini istemekte ve tapudan aldıkları bu belgeyi, «takip talebi» ile birlikte icra dairesine vermektedirler.

«İpotek akit tablosunun bir örneği», takip talebi ile birlikte icra dairesine verilince, icra memuru bu belgeyi inceleyerek, borçluya «ödeme emri» mi yoksa «icra emri» mi gönderilmesi gerekeceğini -yani, alacaklının «ilâmlı takip»te mi yoksa «ilâmsız takip»te mi bulunabileceğini- saptar. Bunu yaparken, yani ipoteğin «kesin ipotek» (ana para ipoteği) mi, «üst sınır ipoteği» (maksimal ipotek = teminat ipoteği) mi olduğunu belirlemek için, sadece akit tablosundaki sözcüklere bakmaması (bunlarla bağlı kalmaması), taraflar arasındaki ilişkinin hukukî niteliğini -sözleşme, ihtarname vb. belgeleri inceleyerek- araştırması gerekir...[61]

Borçlu, ayni alacak için birden fazla ipotek vermişse,[62] alacaklı bunların hepsinin birden satışını istemek zorunda bulunduğundan (MK. mad. 873) bunların hepsine ait «ipotek akit tablosu örneği»nin icra dairesine verilmesi gerekir.

Eğer, «takip talebi» sırasında, alacaklı «ipotek akit tablosu örneği»ni icra dairesine vermemişse, bu eksiklik «takibin iptaline» neden olmayıp, ödeme emrine itirazın incelenmesi sırasında, Tetkik Merciince tapudan getirtilmesi gerekir.[63]

Yüksek mahkeme bir kararında «bu eksikliğin kamu düzeni ile ilgili olmadığını, bu nedenle 7 günlük süre içinde şikayet yoluna başvurulması halinde ödeme (ya da icra) emrinin iptaline karar verileceğini»[64], ayrıca «takip talebine eklenen ipotek belgesi (akit tablosu), sözleşme, hesap kat’ı ihbarı vb. gibi belgelerin birer örneğinin borçluya tebliğinin gerekmediğini»[65] belirtmiştir...

Alacak, birden fazla ipotekle güvence altına alınmış ve bunlardan bir kısmı borçluya bir kısmı üçüncü kişilere ait ise, alacaklı bunların hepsini takip talebinde bildirmek zorundadır (MK. mad. 873)

Ayrıca belirtelim ki; «takip talebi» eklenen ipotek akit tablosu örneğinin borçluya gönderilecek «ödeme emri»ne ya da «icra emri»ne de eklenmesi gerekmez...[66]

III- Alacağın muacceliyeti bir ihbarın yapılmasına bağlı olan durumlarda, alacaklı hem «asıl borçlu»ya ve hem de -borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan- «ipotekli taşınmazın maliki üçüncü kişi’ye muacceliyet ihbarı’nda bulunmak zorunda olduğundan (MK. mad. 887), alacaklı bunu yaptığını icra dairesine belgelemeden icra takibinde bulunamaz.

Gerçekten MK. mad. 887 hükmüne göre, «ipotekle takyit edilmiş olan gayrımenkulün maliki, borçtan şahsen sorumlu değil ise -yani; üçüncü bir kişi, asıl borçlunun borcu için, kendi taşınmazı üzerinde ipotek kurmuşsa- alacaklının tediye talebi kendisine karşı muteber olmak için, borçlu ile kendisine tebliğ edilmek lazımdır.» Önce hemen belirtelim ki, maddede geçen «tediye talebi»nin -kaynak İsviçre Medeni Kanununun 831. maddesinde olduğu gibi- «muacceliyet ihbarı» şeklinde anlaşılması gerektiği doktrinimizde[67] belirtilmiştir. «Borçlu olmayan taşınmaz malikinin hukukî durumu»nun düzenlendiği MK. mad. 887 hükmüne göre, «tarafların anlaşması veya yasa uyarınca, rehinle temin edilen (güvence altına alınan) alacağın muaccel olması bir ihbar’a bağlı» ise,[68] bu ihbarın «borçlu» ile birlikte «taşınmaz maliki»ne de yapılması gerekir. Yalnız borçluya yapılan ihbar sadece onun hakkında hüküm ifade eder. Özellikle, taşınmazı paraya çevirtmek istemeyen rehinli alacaklı yalnız borçlusuna ihbarla yetinebilir.[69] Fakat, taşınmazı paraya çevirtmek isteyen alacaklı, bunu yapabilmek için önce hem «borçlu»ya hem de «rehin maliki üçüncü kişi»ye ihbar’da bulunmak zorundadır.[70] Bu ihbarın sonucunda borç, muaccel gelir. aksi takdirde, ihbar yapılmadan borç muaccel hale gelmez ve icra takibi de yapılamaz.

Eğer, ihbar yalnız malike yapılıp, borçluya yapılmazsa, tamamen geçersiz olur yeni malike karşı da sonuç doğurmaz.[71]

Yüksek mahkeme bu konuda;

Ö «MK. 887 uyarınca ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişilere ihbar yapılmadıkça, onlar yönünden borç muaccel olmayacağından, haklarında icra takibi yapılamayacağını»[72]

Ö «MK’nun 887. maddesi uyarınca ipotekli taşınmazın malikinin borçtan şahsen sorumlu olmaması halinde, alacaklının ödeme talebinin ona karşı etkili olmasının bu talebin hem borçluya hem taşınmaz maliki üçüncü kişiye yapılmış olmasına bağlı olduğunu - Sadece asıl borçlu hakkında takip yapılmış olması halinde, ipotek veren üçüncü kişi hakkında da takip yapılması ve bu takibin asıl borçlu hakkında yapılmış olan takiple birleştirilmesi gerekeceğini»[73]

Ö «Üçüncü kişi ipotek verenler hakkında MK’nun 887. maddesinde öngörülen eksikliğin yerine getirilmesinden sonra, adı geçenler hakkında başlatılacak yeni takibin, asıl borçlu hakkında devam eden takiple birleştirilmesi gerekeceğini»[74]

Ö «Ayrıca ‘müteselsil borçlu’ ya da ‘müteselsil kefil’ durumunda olmadıkça borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek borçlularına ihbarda bulunulmadan haklarında takip yapılamayacağını»[75]

Ö «İpotekli taşınmazın, takip tarihinden önce üçüncü bir kişiye satılmış olması halinde, yeni malike de -MK. uyarınca- ihbarda bulunulmadıkça, yeni malik hakkında takipte bulunulamayacağını»[76]

belirtmiştir.

IV- İpotek belgesinde bir vâde öngörülmüşse, alacaklı ancak bu vâdenin gelmesinden (dolmasından) sonra borçlu hakkında takipte bulunabilir.

Eğer ipotek süresiz olarak kurulmuşsa, alacaklının icra takibinden önce borçluya -BK. mad. 312’ye göre- ihtarda bulunduğunu kanıtlaması gerekir. Bunu kanıtlamadan borçlu hakkında takip talebinde bulunamaz.

Yüksek mahkeme, bu konuyla ilgili olarak;

Ö «İpoteğin ‘... tarihinde ödeme koşuluyla’ kurulmuş olması halinde, bu tarih (vade tarihi) gelmeden alacaklının takipte bulunamayacağını»[77]

Ö «İpotek akit tablosunda yazılı olan ‘...fekki (kaldırılması) alacaklı tarafından bildirilinceye kadar’ ibarelerinin ‘muacceliyet koşulu’ olmayıp, ipoteğin süresiz olarak yapıldığını göstereceğini, bu durumda borçluya muacceliyet ihbarında (MK. 887) bulunulmadan hakkında icra takibi yapılamayacağını»[78]

Ö «İpoteğin ‘iki yıl vade ile’ kurulmuş olması halinde, alacaklının iki yıldan önce ipoteğe dayalı olarak takip yapamayacağını»[79]

Ö «İpotek belgesinde bir vade gösterilmemiş olması halinde ve borçluya da ihtarname çekilerek borç muaccel hale getirilmemişse, alacaklının ancak takip tarihinden itibaren faiz isteyebileceğini»[80]

Ö «İpotek akit tablosunda öngörülen ’muacceliyet’ koşulunun geçerli olduğunu»[81]

Ö «İpotek akit tablosunun ‘kayıtsız şartsız borç ikrarını’ içermesi ve ipoteğin ‘süresiz’ olması halinde, borçluya -BK. 312 uyarınca- ihtarname gönderilmeden ‘örnek: 6 icra emri’ ya da ‘örnek: 9 ödeme emri’ gönderilemeyeceğini»[82]

belirtmiştir.

Ayrıca belirtelim ki; «takip talebi» üzerine icra müdürü «ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilâmlı takipler»de, alacağın muaccel olup olmadığını kendiliğinden araştırabilirken (İİK. mad. 149/I), «ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takipler»de (İİK. mad. 149b/I) bunu araştıramaz...

V- «Teminat ipoteği» (=«maksimal ipotek»=«üst sınır ipoteği»)’ne dayanılarak takip yapılabilmesi için, alacaklı lehine borç doğduğunun, alacaklı tarafından ya İİK. mad. 150a; 68a çerçevesinde kanıtlanması veya mahkemede dava açılıp, alacağı miktar olarak belirtir ilâm alınması gerekir.[83] Aksi takdirde, gönderilen «ödeme emri»ne borçlunun itirazı üzerine, alacaklı icra mahkemesinden «itirazın kaldırılması»nı isteyemez.

Hemen belirtelim ki; uygulamada alacaklılar «teminat ipoteği»ne dayalı olarak takip yapmadan önce mahkemede dava açıp alacaklarını miktar olarak belirtir ilâm olmamakta ve borçlunun gönderilen «ödeme emri»ne itiraz etmesi üzerine, «itirazın iptali davası» açarak mahkemeye başvurmakta ve alacaklarının miktarını burada -defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırarak, alacaklarını belirtir belgeleri sunarak- isbata çalışmakta ve alacakları «itirazın iptali»ne ilişkin ilamı daha sonra icra dosyasına ibraz ederek, durmuş olan takibi devam ettirmektedirler...

Yüksek mahkeme,

Ö «Bir ‘câri hesap’ veya ‘işleyecek kredini teminatı’ olarak kurulmuş olmayan teminat ipoteğine dayanan takiplerde, borca itiraz üzerine doğan uyuşmazlığın tetkik merciinde (icra mahkemesinde) çözümlenemeyeceğini ve tetkik merciince (icra mahkemesince) «alacaklının, itirazın kaldırılması isteminin reddine» karar verilmesi gerekeceğini»[84]

Ö «Acentelik ilişkisinden doğan alacak için kurula teminat ipoteğinde, alacaklının genel mahkemede dava açıp, alacağını miktar olarak belirlemeden, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla -ilâmsız- takip yapamayacağını»[85]

Ö «Ticari ilişki gereğince doğacak olan alacağın teminatını teşkil etmek üzere kurulan ipoteğe dayalı olarak, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile -ilâmsız» takip yapılamayacağını»[86]

Ö «Bayilik mukavelesine dayanılarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile -ilâmsız- takip yapılamayacağını»[87]

Ö «Satılan yem bedelinin teminatı olarak kurulan ipoteğe dayalı takipte, borca itiraz üzerine oğan uyuşmazlığın tetkik merciinde (icra mahkemesinde) çözümlenemeyeceğini»[88]

Ö «Karşılıklı taahhütleri içeren («satış vaadi sözleşmesi», «istisna akdi» vb.) akitle ilgili olarak kurulmuş olan teminat ipoteğinde, alacaklının mahkemede dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile -ilâmsız- takip yapamayacağını»[89]

Ö «İpoteğin, inşaat masrafları için teminat olarak kurulmuş olması halinde, alacaklının genel mahkemede dava açıp, alacağını miktar olarak belirlemeden, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile -ilâmsız- takip yapamayacağını»[90]

belirtmiştir...

VI- Mahkemece, «üzerinde kanuni rehin hakkı tanınmasına» karar verilen geminin, Türk Gemi Siciline kayıtlı olması halinde -bu tür gemiler taşınmaz sayıldığından (TK. mad. 866 vd.)- verilen bu tür kararlar «kesinleştikten sonra» takip konusu yapılabilir...[91]

VII- Alacaklının «takip talebi»nde, izlediği takip yolunun «ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilâmlı/ilâmsız takip» olduğunu -örnek; 1 basılı takip talebi örneğinin 9. paragrafının karşısına- belirtilmesi gerekir.

Takip talebinde hem «haciz» hem de «ipoteğin paraya çevrilmesi» yollarına birlikte yer verilmiş olması halinde, alacaklıya «hangisini tercih ettiği» hususunun sorularak açıklattırılması gerekir.[92] Çünkü, ayni dosyadan hem «ipoteğin paraya çevrilmesi» hem de «haciz»[93] ya da «kambiyo senetlerine mahsus takip»[94] yapılamaz...

Yüksek mahkeme[95] «alacaklının takip talebinde açıkça ‘takibin ipotek belgesine dayandığını’ belirttikten sonra, takip yolu olarak ‘haczen’ kelimesini yazmış olmasının geçersiz olup, bir anlam taşımayacağını» belirtmiştir.

İpotekli alacaklı, ipotek miktarını aşan (ipotekle karşılanmayan) alacağı için haciz ya da iflas yolu ile takipte bulunabilir.[96]

Aynı kredi sözleşmesinden doğan borç için hem ipotek ve hem de ticari işletme rehni almışsa, alacaklı hem «ipoteğin paraya çevrilmesi» yolu ile hem de «taşınır rehninin paraya çevrilmesi» yolu ile takipte bulunabilir...[97]

İpotekli alacaklı «asıl borçlu» hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte bulunduktan sonra (veya takipte bulunmadan) -BK. mad. 487 uyarınca- «müşterek borçlu» ve «müteselsil kefil»ler hakkında haciz yolu ile takipte bulunabilir. Çünkü, İİK. mad. 45 hükmü sadece rehin vermiş olan «asıl borçlu» hakkında uygulanır.

Yüksek mahkeme bu konuyla ilgili olarak;

Ö «İpotek veren üçüncü kişi konumunda bulunan borçlunun aynı zamanda kredi sözleşmesinde ‘müşterek borçlu, müteselsil kefil’ konumunda bulunması halinde, bu borçlu hakkında da, ipotek dışında kalan miktar için tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla genel haciz yoluyla takip yapılabileceğini»[98]

Ö «BK’nun 487. maddesi gereğince ‘müşterek borçlu’, ‘müteselsil kefil’ hakkında rehinli takip yapılmadan da ‘genel haciz yolu ile’ takip yapılabileceğini»[99]

Ö «Takip konusu borç için ayrıca ipotek vermiş dahi olsalar kredi sözleşmesinin ‘müşterek ve müteselsil borçlu’su durumunda olan kişiler hakkında ‘tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla’ genel haciz yoluyla ilamsız takip yapılabileceğini»[100]

Ö «BK. 487 uyarınca alacaklının asıl borçluya müracaat etmeden ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden kefiller hakkında icra takibi yapabileceği gibi, asıl kredi borçlusu hakkında da ‘tahsilde tekerrür olmamak üzere’ rehnin paraya çevrilmesi yolu dışında genel haciz yoluyla takipte bulunabileceğini»[101]

Ö «BK. 487 uyarınca, ipotek paraya çevrilmeden, müteselsil kefiller hakkında -genel haciz yolu ile- takip yapılabileceğini»[102]

Ö «Rehinle güvence altına alınmış alacaklarda, zincirleme (müteselsil) kefil hakkında, haciz yoluna başvurulabileceğini -«Müşterek borçlu» ve «müteselsil kefil»ler hakkında İİK. mad. 45 hükmünün uygulanamayacağını»[103]

Ö «İpotekli alacaklının ‘asıl borçlu’ hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte bulunduktan sonra, aynı alacak için ‘müteselsil kefiller’ hakkında takipte bulunabileceğini»[104]

belirtmiştir.

Aynı borç için hem lehine ipotek kurduran hem de borçludan kambiyo senedi alan alacaklı, «ipotekli takip» yapmadan, elindeki senetlere dayanarak «kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip» yapabilir.[105]

Yüksek mahkeme[106] [107] «takip konusu alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının belirgin olması halinde ‘rehinle karşılanamayan alacak kesimi için’ alacaklının ‘asıl borçlu’ ve ‘kefilleri’ hakkında, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ‘genel haciz’ ya da ‘kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla’ takip yapılabileceğini»

belirtmiştir.

VIII- İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile «ilâmsız» takiplerden, «peşin harç» alınması gerekir.[108]

Buna karşın, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile «ilamlı» takiplerden sadece «başvurma harcı» alınır.[109]

IX- İpoteğin paraya çevrilmesinde yetkili icra dairesi neresidir?[110]

a) İpoteğin «ilâmsız» takip yolu ile paraya çevrilmesinde yetkili icra dairesinin neresi olduğu, İİK. mad. 148’de belirtilmiştir. Bu maddeye göre, bu takip;

aa- Genel olarak «ilâmsız icra» için yetkili olan (İİK. mad. 50) icra dairelerinde[111] yapılabileceği gibi,

bb- Taşınmazın bulunduğu yerdeki icra dairesinde de yapılabilir.

b) İpoteğin «ilâmlı» takip yolu ile paraya çevrilmesinde -İİK. mad. 34 uyarınca- her icra dairesi yetkili olduğundan, alacaklı dilediği icra dairesine başvurarak takipte bulunabilir.[112] [113]

X- İcra ve İflâs Kanununda «taşınmaz rehni ile güvence altına alınmış olan kambiyo senetlerinin paraya çevrilmesi (tahsili)» konusunda özel hükümler bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, yasa yapıcı bu konuyu özel olarak düzenlememiştir. Halbuki, İİK. mad. 45 ve 168 gereğince, kambiyo senetlerine bağlı alacakların da, taşınmaz rehni ile güvence altına alınması mümkündür. Bu nedenle, bu tür güvenceli alacakların nasıl takip konusu yapılabileceğinin de bilinmesi ve yasada özel olarak düzenlenmiş olması gerekirdi. Bu konuda düzenleme boşluğu bulunması, uygulamada çeşitli sorunların çıkmasına neden olmaktadır.[114]

 



[1]      Bknz: UYAR, T. İcra Hukukunda Rehnin Paraya Çevrilmesi, 1992, 18 vd.

[2]      Bknz: UYAR, T. age. s: 18 vd.

[3]      Bknz: UYAR, T. İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 2006, C:3, s:3766 vd.

[4]      Bknz: İİD. 4.6.1963 T. 6666/6695

[5]      Bknz: HGK. 11.7.1970 T. İc.İf-1967/414

[6]      Bknz: 12. HD. 18.10.2005 T. 14067/20197; 21.9.1999 T. 9512/10509

[7]      Bknz: 12. HD. 14.7.2005 T. 10780/15608

[8]      Bknz: 12. HD. 20.10.2003 t. 16706/20366; 20.11.2001 T. 18414/19411; 2.3.2000 T. 2405/3673 vb.

[9]      GÜRDOĞAN, B. İpoteğin Paraya Çevrilmesi ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, 1979, s: 13

[10]     Bknz: 12. HD. 16.5.1989 T. 3885/7201

[11]     Bknz: 12. HD. 14.6.1988 T. 9037/7849; 10.10.1985 T. 1811/7986

[12]     Bknz: 12. HD. 9.11.1992 T. 6361/13550

[13]     Bknz: 12. HD. 25.12.1983 T. 9348/10432

[14]     Bknz: 12. HD. 23.9.1988 T. 12120/10226

[15]     Bknz: 12. HD. 13.3.1986 T. 9268/2757

[16]     Bknz: İİD. 10.7.1970 T. 7641/7761

[17]     Bknz: 12. HD. 6.3.1978 T. 1953/2082

[18]     Bu konuda ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR, T. ag. şerh, 2005, C: 2, s: 2435 vd.

[19]     UYAR, T. Takip Hukukunda Tebligat (ABD. 1980/4, s: 439 vd.)

[20]     Bknz: 12. HD. 24.1.2003 T. 27987/912; 6.4.1999 T. 3620/4202 - 3.7.2000 T. 10454/11147 - 12.5.1992 T. 13307/6462

[21]     Bknz: 12. HD. 16.1.1986 T. 15323/351

[22]     Bknz: 12. HD. 16.11.1995 T. 15551/16084

[23]     Bknz: 12. D. 14.3.1985 T. 1024/2453

[24]     Bknz: 12. HD. 17.4.1980 T. 1914/3556

[25]     Bknz: 12. HD. 27.3.2006 T. 3842/6194; 25.10.2005 T. 16169/20880; 2.5.2005 T. 5407/9478 vb.

[26]     Bknz: 12. HD. 7.11.2006 T. 17666/20702; 13.1.2005 T. 22942/405; 18.10.2004 T. 17080/22050 vb.

[27]     Bknz: 12. HD. 25.10.2005 T. 16169/20880; 9.5.2005 T. 8125/4761; 8.4.2003 T. 4183/7681 vb.

[28]     Bknz: 12. HD. 17.2.1999 T. 615/1549

[29]     Bknz: 12. HD. 16.6.2005 T. 7502/12988

[30]     Bknz: 11. HD. 8.3.1990 T. 9717/1883; 25.4.1984 T. 2244/2365

[31]     Bknz: 12. HD. 29.9.1988 T. 12352/10630

[32]     Bknz: 12. HD. 12.4.2004 T. 4387/8943; 5.3.2004 T. 28039/5139; 28.11.2002 T. 22771/25398 vb.

[33]     Bknz: 12. HD. 1.12.1988 T. 2493/14694

[34]     Bknz: 12. HD. 23.10.1987 T. 7091/10655

[35]     Bknz: 12. HD. 26.6.1984 T. 5679/8165

[36]     Bknz: 12. HD. 31.5.1984 T. 4883/7010; 11.10.1983 T. 7352/8796; 11.11.1983 T. 7350/8794

[37]     Karş: 12. HD. 4.6.1979 T. 4711/5149

[38]     Bknz: 12. HD. 16.2.2004 T. 25565/2948

[39]     Bknz: 12. HD. 7.10.1999 T. 10479/11882

[40]     Bknz: UYAR, T. ag. şerh, 2006, C: 3, s: 3792 - 12. HD. 30.9.2004 T. 16044/20546; 30.9.2004 T. 16053/20557; 10.9.2004 T. 14593/18990 vb.

[41]     Bknz: 12. HD. 27.12.2004 T. 21265/26942; 4.10.2004 T. 16801/20946; 27.5.1997 T. 5864/6224

[42]     Bknz: 12. HD. 16.4.2004 T. 5208/9473

[43]     Bknz: 12. HD. 3.6.2003 T. 10765/12959

[44]     Bknz: 12. HD. 9.7.2002 T. 14236/15061

[45]     Bknz: 12. HD. 16.6.1998 T. 6794/7275

[46]     Bknz: 12. HD. 28.4.1997 T. 4540/4780

[47]     Bknz: 12. HD. 24.2.1989 T. 1491/2578

[48]     Bknz: 12. HD. 1.2.1988 T. 3174/702; 2.7.1987 T. 11704/8194

[49]     Bknz: 12. HD. 29.1.1988 T. 14219/660

[50]     Bknz: 12. HD. 2.3.1987 T. 7285/2858

[51]     Bknz: 12. HD. 13.3.1986 T. 9269/2758

[52]     Bknz: 12. HD. 15.11.1983 T. 7375/8938

[53]     Bknz: 12. HD. 17.10.1978 T. 8408/8303; 6.11.1964 T. 11918/12393

[54]     Bknz: 12. HD. 10.3.2006 T. 1342/5004; 10.10.2005 T. 15879/19438; 6.5.2002 T. 8430/9545 vb.

[55]     Bknz: 12. HD. 20.2.2006 T. 26399/3037

[56]     Bknz: 12. HD. 15.1.2004 T. 23019/231; 27.11.1986 T. 9481/13093

[57]     Bknz: 12. HD. 25.11.2005 T. 18517/23240; 11.7.2005 T. 11402/15031

[58]     Bknz: Yuk. dipn. 6 civarı

[59]     Bknz: 12. HD. 14.9.2004 T. 14525/19248

[60]     Bknz: 12. HD. 19.11.1979 T. 8431/8795; 30.12.1971 T. 13336/13571

[61]     Bknz: 12. HD. 4.5.1982 T. 11390/6000; 15.6.1989 T. 431/8988; 15.6.1989 T. 430/8987

[62]     Ayrıntılı bilgi için bknz: GÜRSOY, K. T. Birden Ziyade Gayrımenkulün Aynı Borç İçin İpotek Edilmesi ve Uygulamada Ortaya Çıkan Sorunlar, 1978, s: 8 vd.

[63]     Bknz: 12. HD. 19.11.1979 T. 8431/8795 - 30.12.1971 T. 13336/3571

[64]     Bknz: 12. HD. 10.7.1995 T. 9904/10366; 30.9.1993 T. 9903/14417

[65]     Bknz: 12. HD. 27.5.1993 T. 4827/10004

[66]     Bknz: 12. HD. 10.7.1995 T. 9904/10366; 30.9.1993 T. 211/847

[67]     KÖPRÜLÜ, B./KANETİ, S. Sınırlı Ayni Haklar, 1982/1983, s: 381 dipn. 9

[68]     Her ne kadar MK. mad. 887’de bu husus bu kadar açıklıkla belirtilmemişse, maddeyi bu şekilde yorumlamak gerekir. Yani, alacağın belli bir vâdesi yoksa, ihbar’a gerek vardır. Eğer alacak için belli bir vâde öngörülmüşse, bu vâdenin gelmesi ile borç muaccel alacağından (BK. mad. 101/II) ayrıca borçluya ihbara gerek yoktur...

[69]     GÜRSOY, K.T./EREN, F./CANSEL, E. Türk Eşya Hukuku, 1978, s: 1103

[70]     KÖPRÜLÜ, B./KANETİ, S. age. s: 381 - GÜRSOY, K.T./EREN, F./CANSEL, E. age. s: 1103

[71]     KÖPRÜLÜ, B./KANETİ, S. age. s: 381

[72]     Bknz: 12. HD. 8.11.2004 T. 18355/23435; 11. HD. 6.2.1987 T. 551/593

[73]     Bknz: 12. HD. 20.4.2004 T. 4383/9841

[74]     Bknz: 12. HD. 15.4.2003 T. 5645/8285

[75]     Bknz: 12. HD. 7.4.2003 T. 217/3737

[76]     Bknz: 12. HD. 4.10.1994 T. 12539/11650; 22.2.1994 T. 2043/2506; 8.2.1994 T. 1221/1631

[77]     Bknz: 12. HD. 30.3.2006 T. 120/3324

[78]     Bknz: 12. HD. 11.7.2005 T. 11402/15031

[79]     Bknz: 12. HD. 16.5.2003 T. 8135/11219

[80]     Bknz: 12. HD. 19.1.1998 T. 14748/185

[81]     Bknz: 12. HD. 3.10.1983 T. 5334/6894; 19.4.1976 T. 2270/4745

[82]     Bknz: 12. HD. 25.6.1979 T. 5248/5861

[83]     Bknz: 12. HD. 22.2.1982 T. 601/1273; 7.7.1980 T. 4854/5958

[84]     Bknz: 12. HD. 5.2.1991 T. 8250/1241; 13.3.1990 T. 2000/2510

[85]     Bknz: 12. HD. 29.5.1990 T. 13230/6518; 8.4.1988 T. 5464/4528

[86]     Bknz: 12. HD. 3.3.1988 T. 3280/2414; 16.11.1987 T. 15641/11691

[87]     Bknz: 12. HD. 21.4.1986 T. 10706/4697

[88]     Bknz: 12. HD. 13.6.1985 T. 489/5952

[89]     Bknz: 12. HD. 25.12.1980 T. 7621/9281

[90]     Bknz: 12. HD. 6.5.1976 T. 4112/5719

[91]     Bknz: 12. HD. 7.7.1997 T. 7461/8064 - 8.5.1996 T. 5700/6083

[92]     Bknz: 12. HD. 15.11.1989 T. 5108/13963

[93]     Bknz: 12. HD. 15.1.1985 T. 40496/120; 6.12.1984 T. 9350/12675

[94]     Bknz: 12. HD. 4.6.1987 T. 10720/7178

[95]     Bknz: 12. HD. 21.6.2004 T. 10886/16308

[96]     Bknz: 12. HD. 24.2.2000 T. 1628/3027; 27.5.1998 T. 5606/6106 - 11.2.1999 T. 541/1250 - 1.10.1998 T. 10195/10769

[97]     Bknz: 12. HD. 21.4.1994 T. 5004/5123

[98]     Bknz: 12. HD. 28.6.2004 T. 13196/16892

[99]     Bknz: 12. HD. 4.3.2004 T. 27729/4853

[100]   Bknz: 12. HD. 16.10.2002 T. 14298/15168

[101]   Bknz: 12. HD. 4.6.2001 T. 8684/9949; 26.1.1999 T. 14812/177

[102]   Bknz: 12. HD. 28.12.1995 T. 18264/18728

[103]   Bknz: 12. HD. 25.11.1994 T. 13833/14974; 8.3.1994 T. 2293/3313; 8.2.1994 T. 1207/1621

[104]   Bknz: 12. HD. 12.5.1987 T. 2220/2906

[105]   Bknz: 12. HD. 1.11.2000 T. 14718/16368; 30.3.1995 T. 4817/4739; 9.3.1995 T. 2956/3245

[106]   Bknz: 12. HD. 9.12.2005 T. 22963/24778; 29.12.2004 T. 22472/27334; 31.3.2003 T. 5291/6795 vb.

[107]   Karş: 28.3.1988 T. 4275/3714

[108]   Bknz: Yuk. Ad. Bak. Huk. İş Gn.Md. 5.7.1965 T. 12725 s. mütalâası

[109]   Bknz: 12. HD. 1.11.2000 T. 15401/16393

[110]   Ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR, T. İlâmsız Takiplerde Yetkili İcra Dairesini Belirleyen Kurallar (ABD. 1981/4, s: 672 vd.) - UYAR, T. İcra Hukukunda Yetki - Görev ve Yargılama Usulü, 1991, 2. Bası, s: 87)

[111]   Bknz: 12. HD. 23.3.1976 T. 1034/3211

[112]   Ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR, T. Rehnin Paraya Çevrilmesi, s:401, s: 88

[113]   Bknz: 12. HD. 13.10.2006 T. 18533/19224; 22.10.2002 T. 19768/21575; 25.1.2000 T. 17295/798 - 28.2.1996 T. 2441/2569 - 19.9.1995 T. 11127/11590 - 6.5.1980 T. 2583/4039; 16.12.1974 T. 10882/11003

[114]   Bu konuda bknz: UYAR, T. Rehnin Paraya Çevrilmesi, s:133 vd.