İCRA HUKUKUNDA

“TAŞINIR REHNİ” KAVRAMI VE TAŞINIR REHNİNİN İLAMSIZ TAKİP YOLUYLA PARAYA ÇEVRİLMESİNDE “TAKİP TALEBİ”

                                                                       Av. Talih Uyar                                                                                                          http://www.talihuyar.com

 § A. «REHİN» KAVRAMI

§ 1. Tanım:

Rehin hakkı; sahibine, alacağın süresinde (vâdesinde) ödenmemesi halinde, konusunu oluşturan taşınmaz ya da taşınırı veya başka bir malvarlığını değerini ‘paraya çevirtmek’ ve ‘elde edilecek paradan öncelikle alacağını almak’ yetkisini verir.

Bu kısa tanımdan da anlaşıldığı gibi rehin hakkı, taşınmaz mallar üzerinde kurulabileceği gibi, taşınır mallar üzerinde de kurulabilir. Medeni Kanunumuz «taşınır rehni»nin sadece «taşınır mallar» üzerinde değil ayni zamanda «hayvanlar» (MK. mad. 940) ve «alacak ve haklar» MK. mad. 954) üzerinde de kurulabileceğini kabul etmiştir.

Rehin hakkı, hak sahibine, rehin konusunu paraya çevirterek, alacağın ayni borçlunun diğer alacaklılardan önce alma yetkisi verir. Bu nedenle, ayni borçlunun diğer alacaklıları, rehnin paraya çevrilmesinden elde edilen paraya katılma isteğinde bulunamazlar. Rehnin paraya çevrilmesinden elde edilen paradan rehinli alacaklı alacağını öncelikle aldıktan sonra, geriye bir şey artarsa, borçlunun diğer alacaklıları ancak bundan yararlanabilirler. Bu durum haciz yolu ile takipte olduğu kadar iflâs yolu ile takipte de böyledir. Başka bir deyişle, rehinli alacaklının, rehin konusu üzerinden alacağını öncelikle alma yetkisi, borçlu iflâs etmiş olsa bile devam eder (İİK. mad. 185).

§ 2. Rehin çeşitleri:

Rehin, Medeni Kanunumuzda «taşınmaz (gayrimenkul) rehni» (MK. mad. 850-938) ve «taşınır (menkul) rehni» (MK. mad. 939-972) başlıkları altında iki bölümde düzenlenmiştir. Her iki rehnin işlevi ayni olmakla beraber, kuruluş şekli ve hukuki sonuçları (hükümleri) birbirinden farklıdır.

§ 3. TAŞINIR REHNİ

I- Tanım: Taşınır rehni; «başkasının bir taşınır nesnesine ya da hakkına yüklenen ve borcun yerine getirilmesini, alacaklının rehin konusunu paraya çevirme ve bedelinden alacağını öncelikle elde etme yetkileri ile temin eden sınırlı mutlak bir hak»tır. Başka bir deyişle, taşınır rehni, «bir alacağı temine (güvence altına almaya) yarayan, başkasına ait bir taşınır mal (ya da hak) üzerinde kurulan sınırlı ayni hak olup, alacaklıya, borçludan alacağını alamaması halinde rehnedilenin satış bedelinden alacağını alma yetkisini verir», «alacaklının elde edemediği bir alacağın karşılığını, rehnedilmiş taşınırı cebrî icra yoluyla paraya çevirtip değerlendirerek elde etmesini sağlayan sınır bir ayni haktır bir değerlendirme hakkıdır», «bir alacağı teminat altına almak için bir taşınır eşya, hak veya alacak üzerinde kurulan bir yük olup, rehinli alacaklıya borcun yerine getirilmemesi halinde teminat konusunu paraya çevirterek alacağını tahsil etmek yetkisini verir.»

II- Taşınır rehninin konusu: Taşınır rehninin konusu, taşınır mülkiyetine nazaran daha geniştir. Gerçekten; MK. mad. 762 anlamındaki taşınırlar ile alacak ve haklar taşınır rehninin konusunu oluştururlar.

a) Taşınır rehninin konusunu «belirli ve ferden saptanmış şeyler» oluşturabilir. Taşınır rehnine konu olan şeyin parasal bir değer taşıması da gerekir. Bir rehin sözleşmesinde, birden çok taşınır mal «rehnedilen» (merhun) olarak belirtilebilir. «Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar» taşınır rehnine konu olabilirler. Ayni şekilde, «gemi siciline kayıtlı olmayan gemiler»de, ‘taşınır’ sayıldıklarından (TK. mad. 867/I), bu tür gemiler taşınır mal rehnine konu olabilirler.

b) Bir kimsenin, «bir taşınır mal üzerindeki ortak (müşterek) mülkiyet payı»nı rehnetmesine bir engel yoktur (MK. mad. 688/III). Buna karşın, iştirak halindeki mülkiyette, iştirakçiler (malikler), tek başına kendi iştirak paylarını rehnedemezler. Ancak, iştirakin sona erdirilmesi halinde ele geçecek tasfiye payını, «alacağın rehni» hükümlerine göre rehnedebilirler.

c)Ancak “bağımsız hak ve alacaklar” rehne konu olabilirler. İleride doğacak ya da koşula bağlı hak ve alacakların da rehni mümkündür. Taşınır rehninde olduğu gibi, birden fazla hak ve alacak üzerinde, bir alacaklı lehine rehin kurulabilir.

III-Taşınır rehninin kapsamı:

A-Rehin verilen (edilen) yönünden, taşınır rehninin kapsamı: Taşınır rehni, rehnedilen şeyin  t a m a m l a y ı c ı   p a r ç a l a r ı n ı  (mütemmim cüz’ülerini) ve aksi kararlaştırılmadıkça  e k l e n t i l e r i n i  (teferruatını) kapsar.

a) Tamamlayıcı (bütünleyici) parçalar (mütemmim cüzüler) üzerinde bağımsız olarak rehin kurulamaz. Tamamlayıcı parça, aslından ayrılmışsa, bunun rehinli alacaklının zilyetliğinde bulunduğu sürece güvencenin kapsamına dahil olacağı kabul edilmelidir.

b) Rehnin paraya çevrilmesi sırasında henüz asıldan ayrılmamış «tabii semereler», güvencenin kapsamı içindedirler (MK. mad. 947/III). Paraya çevrilmeden önce, tabii semereler asıldan ayrılırlarsa -aksi önceden kararlaştırılmamışsa- güvence kapsamından çıkarlar ve bunların malike geri verilmesi gerekir.

c) «Medeni (hukukî) semereler»in güvencenin kapsamına giriş girmeyeceği hakkında yasada bir hüküm yoktur. Bu konuda genellikle kabul edilen görüş, medeni semerelerin, taşınır rehninin kapsamına girmediğidir. Çünkü, rehinli alacaklı, taşınırı, medeni (hukukî) semere elde etmek için kiraya veremez, üçüncü kişilere kullandıramaz. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, taşınırın medeni semereleri malike aittir.

d) Aynı şekilde, yasada açık bir hüküm bulunmadığından, «rehin konusu taşınırın yerine geçen değerler»in (örneğin; sigorta tazminatının) rehnin konusu dışında kaldığı yani güvencenin kapsamına girmeyeceği kabul edilmektedir.

e) Alacak üzerinde kurulan rehnin kapsamına, «rehnin konusu olan alacak ve alacağa bağlı yan (fer’i) haklar»da girer. Alacağa bağlı yan haklar; faiz, kâr payı, irad gibi belirli sürelerde gelir getiren türden ise, bunların güvencenin kapsamına giriş girmeyeceği, MK. mad. 959’da; «kıymetli evraka bağlanıp bağlanmadıklarına göre» farklı biçimde düzenlenmiştir: Alacağa bağlı yan haklar bir kupona -faiz kuponları, kâr kuponları «kıymetli evrak» niteliğindedir (TK. mad. 572, 573)- bağlanmışsa, güvencenin kapsamına rehnin paraya çevrilmesi halinde, henüz günü gelmemiş (muaccel olmamış) olanlar girer. Rehnin paraya çevrilmesi sırasında günü gelmiş (muaccel olmuş) bulunan yan haklar, alacağa bağlı olmaktan kurtularak, güvencenin kapsamı dışına çıkarlar. Bunları, rehin veren tahsil eder. Fakat, taraflar bunun aksini kararlaştırabilirler. Eğer, alacağa bağlı yan haklar, kupona bağlanmışsa; bunlar, rehin konusu alacaktan bağımsız bir alacak niteliğini taşırlar. Bu nedenle, bunlar üzerinde rehin kurulması, ana alacaktan ayrı olarak rehnin kurulması için gerekli şekillere uymak suretiyle mümkün olabilir. Kural olarak, kuponlar, «hamiline yazılı senet» niteliğinde olduğundan, asıl alacağın bağlı olduğu senetle birlikte, senetten ayrılmadan, rehin amacıyla teslim edilmişlerse, asıl senetle birlikte rehnedilmiş sayılırlar. Buna karşılık, asıl senetten ayrılmış kuponlar, ayrıca üzerlerinde usulüne göre rehin kurulmuş olmadıkça, güvencenin kapsamı dışında kalırlar.

Güvencenin kapsamına girecek faizlerin hesabı, rehin tarihine göre yapılabilirse de, paylı ortaklıklarda, genel olarak kârlar «takvim yılı» sonunda gerçekleştiğinden (TK. mad. 457), rehnin yapıldığı yılın kârları, yani, «rehin tarihinden önce fakat yılbaşında sonra doğan kârlar»da, rehnin kapsamına dahil sayılır. Paylı ortaklıklarda, kâr olup olmadığı ya da ne miktar kâr olduğu ancak faaliyet yılı sonunda genel kurulca tesbit edildiğinden (TY. mad. 369) ve bu kârın rehin tarihine göre yılın hangi günlerine ait olduğunun saptanması da güç ve bir çok durumlarda olanaksız bulunduğundan, «rehin tarihinden önce ve yılbaşından sonraki» devreye ait kârların ayrılarak, rehnin kapsamı dışında tutulması mümkün ve pratik değildir. Rehnin kapsamına giren kâr; rehin tarihinden sonraki faaliyet kârının tamamı olmayıp, dağıtılmasına genel kurulca karar verilen ve rehinli paya düşen kârdan ibarettir (TK. mad. 369, 466, 469).

B- Güvence altına alınan alacak yönünden taşınır rehninin kapsamı:

Taşınır rehni;

a) Asıl alacağı (sözleşmede öngörülen ana parayı ‘alacağı’),

b) Sözleşme faizlerini (önceden herhangi bir sınırlama almaksızın, önceden, kararlaştırılan sözleşme faizleri yasa gereği taşınır rehninin kapsamına girer),

c) Gecikme (temerrüt) faizlerini,

d) Takip giderlerini,

kapsar (MK. mad. 946).

e) Ancak «bağımsız hak ve alacaklar» rehne konu olabilirler. İleride doğacak ya da koşula bağlı hak ve alacakların da rehni mümkündür. Taşınır rehninde olduğu gibi, birden fazla hak ve alacak üzerinde, bir alacaklı lehine rehin kurulabilir.

III- Taşınır rehninin kapsamı:

A- Rehin verilen (edilen yönünden, taşınır rehninin kapsamı; Taşınır rehni, rehnedilen şeyin tamamlayıcı parçalarını (mütemmim cüzülerini) ve aksi kararlaştırılmadıkça eklentilerini (teferruatını) kapsar (MK. mad. 947/I).

Taraflar, borcun ödenmemesi durumunda bir «ceza koşulu» ödeneceğini» önceden kararlaştırmışlarsa, bu «ceza koşulu» da, rehnin kapsamına girer mi? Genellikle, bunun da rehnin kapsamına gireceği kabul edilmektedir.

IV- Taşınır rehninin kurulması: Taşınır rehninin kurulması için;

a) Taraflar arasında bu konuda bir «rehin sözleşmesi» gereklidir. Bu sözleşme, «teslim koşullu taşınır rehni» için şekle bağlı olmadığı halde, «alacakların rehni»nde yazılı şekle bağlıdır (MK. mad. 955).

«Rehin sözleşmesi», rehin hakkının kurulmasını isteme hakkı verir. İki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Rehin sözleşmesi, genellikle, güvence altına aldığı (temin edeceği) alacağı düzenleyen sözleşmenin (yani ödünç sözleşmesinin) içinde yer alır. Bu halde, eğer «ödünç sözleşmesi» geçerli ise «rehin sözleşmesi»de geçerli olur.

Rehin sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, tarafların geçerli bir alacağı güvence altına almak üzere verilecek eşya üzerinde alacaklının rehin hakkına sahip olacağı konusunda anlaşmış olmaları gerekir. Bu sözleşmenin bir tarafında alacaklı yer alır. Bu kişi, hem borç ilişkisinden dolayı ve hem de rehin sözleşmesinden dolayı alacaklıdır. Sözleşmenin karşı tarafında ise, borçlu yer alır. Bu kişi, hem alacağın ve hem de rehin verilenin teslim borçlusudur. Kimi zaman da, «borçtan kişisel olarak sorumlu olmayan» bir üçüncü kişi, taşınır malını başkasının borcu için, alacaklıya rehin olarak verebilir.

«Teslim koşulu taşınır rehninde», rehin sözleşmesi hiçbir şekle bağlı değildir. Ancak, taşınırın zilyetliğinin alacaklıya geçmesinin hukuki nedeninin «mülkiyetin devri» için değil, «rehin» amacıyla olduğuna dair arada yazılı bir belge yoksa, borçlu, zilyetliğin «rehin»« nedeniyle olduğunu kanıtlamakta güçlük çekecektir. Bu nedenle, tarafların bu konuda «yazılı sözleşme» yapmaları, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önleme bakımından çok yararlı olur.

Kıymetli evraka bağlanmış alacakların rehni, kıymetli evrakın türüne göre ya teslimle (hâmiline yazılı senetler) ya da ciro (temlik) ve teslimle (emre ve nama yazılı senetler) mümkün olur (MK. mad. 956/I).

b) Rehin hakkının doğabilmesi için, rehin verenin (râhinin) rehnettiği şey üzerindeki fiili egemenliğini (zilyetliğini) terk etmesi gerekir. Bunun için, rehin edilen şey, rehin alana ya da bir üçüncü kişiye teslim edilir. Aksi takdirde rehin hakkı oluşmaz. Uygulamada rehin konusu şey çok kez «yediemin» denilen bir üçüncü kişiye teslim edilmektedir. Bu yediemin, alacaklının bir temsilcisi olabileceği gibi, alacaklı ile rehin veren tarafından müştereken görevlendirilen bir kişide olabilir.

Taşınır rehninin kurulması için, «zilyetliğin devri» zorunlu ise de, bazı durumlarda buna gerek olmadan rehin hakkının meydana gelebileceği öngörülmüş olabilir. Bu durumlara örnek olarak; hayvan rehni (MK. mad. 940), tarım kredi kooperatiflerinin rehin hakkı (1581 s. K. mad. 13) gösterilebilir.

V- Taşınır rehni çeşitleri: Medeni Kanunumuz «taşınır rehni» başlığı altında (mad. 939-972) 7 taşınır rehni çeşidini düzenlemiştir.

1- Teslim koşullu taşınır rehni (teslimi meşrut rehin) (MK. mad. 939-949)

2- Hapis hakkı (MK. mad. 950-953)

3- Hayvan rehni (MK. mad. 940/I).

4- Bir sicile tescili zorunlu taşınır malın rehni (MK. mad. 940/II).

Yeni Medeni Kanunumuzun getirdiği bu düzenleme ile; motorlu araçların artık üçüncü bir kişiye teslimine gerek kalmadan sadece trafik siciline rehnin tescili ile rehin edilebilmelerine olanak tanınmıştır.

5- Alacak ve diğer haklar üzerinde rehin hakkı (MK. mad. 954-961)

6- Rehin karşılığında ödünç para verme işleri ile uğraşanlarla yapılan rehin (MK. mad. 962-969)

7- Rehinli tahvilat (MK. mad. 970-972).

Medeni Kanunun belirtilen bu hükümleri dışında, diğer bazı yasa ve tüzüklerde de, değişik taşınır rehni türleri kabul edilmiştir:

a- Ticari işletmenin rehni (1447 s. Ticari İşletme Rehni K.),

b- Gemi ipoteği (TK. mad. 875-877; 893-944),

c- Hava aracı ipoteği (2920 s. Türk Sivil Havacılık K. mad. 70-80),

d- Tarım Kredi Kooperatiflerinin, kredi alan ortakların, kredilerine karşılık gösterdikleri ürünleri, hayvanları ve üretim ile ilgili her türlü makine ve araçları üzerindeki -yasal- rehin hakkı (1581 s. Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri K. mad. 13),

e- Maden cevherinin rehni (3213 s. Maden K. mad. 39),

f- Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun gereğince; Devletin bar, otel, han, pansiyon, çalgılı yerler, sinemalar, oyun ve dans yerleri vs. içinde bulunan eşya ve malzeme üzerinde, buraların işletilmesinden doğan kamu alacakları nedeniyle sahip olduğu rehin hakkı (6183 s. K. mad. 12).

Yukarıda belirtilen taşınır rehni çeşitlerinin bazılarında, rehin konusu şeyin zilyetliğinin rehin alana geçirilmesi -yasa gereği- zorunlu olmadığı halde, bazılarında zorunludur. Hakkının doğmasında, rehin konusunun zilyetliğinin rehin alana (alacaklıya) geçirilmesinin gerekli olup olmaması bakımından, taşınır rehni iki büyük bölüme ayrılır:

A- Teslimli (Teslim koşullu) taşınır rehni,

B- Teslimsiz taşınır rehni:

a- Teslimsiz ve sicilli taşınır rehni,

aa- Hayvan rehni (MK. mad. 940/I),

bb- Ticari işletme rehni (1447 s. K. mad. 5),

cc- Gemi ipoteği (TK. mad. 875-877; 893-944),

dd- Maden cevherinin rehni (3213 s. K. mad. 39),

ee- Hava aracı ipoteği (2920 zs. Türk Sivil Havacılık K. mad. 70-80).

b- Teslimsiz ve sicilsiz taşınır rehni:

aa- Rehinli tahvilat (MK. mad. 970-972),

bb- Deniz ödüncü (TK. mad. 1161 vd.),

cc- Tarım Kredi Kooperatiflerinin rehin hakkı (1581 s. K. mad. 13),

dd- Devletin (kamuya açık yerlerin işletilmesinden doğan kamu alacakları için, bu yerlerdeki eşya üzerindeki) rehin hakkı (6183 s. K. mad. 12).

Ayrıca belirtelim ki, İİK. mad. 23; «takip hukuku bakımından», «taşınır rehni» kavramının kapsamına;

a) «Teslime bağlı rehinlerin»,

b) «MK’nun 940 ıncı maddesinde öngörülen rehinlerin» (Hayvan rehni ile, bir sicile tescili zorunlu olan mallar -örneğin; taşıt araçları- üzerinde kurulan rehinlerin),

c) «Ticari işletme rehninin»,

d) «Hapis hakkının»,

e) «Alacak ve sair haklar üzerindeki rehinlerin» gireceğini belirtmiştir.

Buraya kadar belirtilen çeşitli taşınır rehni türlerinden «teslim koşullu rehin» (teslimi meşrut rehin), genel taşınır rehni türüdür. «Taşınır rehni» başlığını taşıyan Medeni Kanunun «Taşınır Rehni» başlığını taşıyan bölümünde, bütün taşınır rehni çeşitlerinin «ortak» öğelerini gösteren genel hükümler ayrıca yer almış değildir. Bu nedenle, «teslim koşullu taşınır rehnindeki» hükümler, örneksemeyle (kıyasen) aksine hüküm bulunmadıkça, diğer bütün taşınır rehni türleri hakkında da uygulanabilir.

VI- Taşınır rehninin genel ilkeleri:

A- Alacağa bağlılık (fer’ilik) ilkesi: Taşınır rehni, güvence altına aldığı (=temin ettiği) alacağa bağlı bir haktır. Rehin hakkının varlığı, bu alacağın varlığına bağlıdır. Bunun sonucu olarak da;

a) Ancak, geçerli bir alacak varsa doğar, alacak geçersizse rehin hakkı da doğmaz.

b) Alacak sona erince (ödeme, ibra vb. nedenlerle), rehin hakkı da sona erer. Fakat, alacağın zamanaşımına uğraması, taşınır rehnini sona erdirmez (BK. mad. 138). Rehinli alacaklı, alacak zamanaşımına uğramış olsa bile, rehni paraya çevirterek alacağını alabilir.

c) Rehinli alacağın devri halinde, alacağa bağlı olarak rehin hakkı da yeni alacaklıya geçer (BK. mad. 168). Taşınır rehninin, alacaktan bağımsız olarak devri mümkün değildir.

d) BK. mad. 109/I’e göre gerçekleşen halefiyet hallerinde, borcu ödeyen üçüncü kişi, alacağa bağlı olarak taşınır rehnini kazanır.

e) «Borcun nakli» halinde de, taşınır rehni devam eder. Ancak, rehin borçludan başka bir kişi tarafından kurulmuş olup, rehneden kişi borcun nakline izin vermezse, taşınır rehni de sona erer (BK. mad. 176/II).

B- Kamuya açıklık (aleniyet) ilkesi: Kanun koyucu, diğer aynî (nesnel) haklarda olduğu gibi, taşınır rehninde de kamuya açıklık (aleniyet) ilkesine özel bir önem vererek, taşınır rehninin kurulabilmesi için, rehnedilecek şeyin teslimini yani, rehin verenin, rehin konusu şey üzerindeki vasıtasız zilyetliğine son verilerek, vasıtasız zilyetliğin alacaklıya ya da tarafları anlaşması ile bir üçüncü kişiye devredilmesini zorunlu kılmıştır.

Rehin verenin, rehin konusu şey üzerindeki vasıtasız zilyetliğine son verilmesi, borçludan alacağı bulunan diğer üçüncü kişilere, borçlunun zilyetliğinde bulunan mallar üzerinde başka alacaklıların rehin hakkı bulunmadığını belirttiği gibi, rehnedilen şeyin malikinin, alacaklının zararına olarak rehin konusu mal üzerinde fiili ve hukukî işlemde bulunmasını önleyerek rehinli alacaklıyı da korumuş olur.

Kural olarak, «rehin verenin, rehin konusu şey üzerinde vasıtasız zilyetliğinin sona ermesi» gerekmekte ise de, kanunda özel olarak belirtilen ayrık (istisnai) durumlarda, bu gerçekleşmese de rehin hakkı doğabilir. örneğin; «hayvan rehni»nde, üzerinde rehin hakkı kurulan hayvanların alacaklıya teslimi gerekli görülmemiş, bunun yerine «hayvan rehni sicili»ne tescil koşulu kabul edilmiştir. (MK. mad. 940/I).

Keza; yeni Medeni Kanunumuzun 940/II. fıkrası gereğince; bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar (örneğin; araçlar) üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın kayıtlı olduğu sicile yazılmak suretiyle taşınır rehni kurulabilir...

Ayni şekilde, «ticari işletme rehni»nde de, rehin konusu şeylerin -örneğin; işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan makina, araç, âlat ve motorlu nakil araçlarının (Tic. İş Reh. K. mad. 3)- alacaklıya teslimine gerek kalmadan, rehin hakkı «ticari işletme sahibinin veya kredi müessesesinin veya alacaklının yazılı talebi üzerine, ticari işletmenin kayıtlı bulunduğu Ticaret veya Esnaf ve Sanat Siciline tescil ile doğar (Tic. İş Reh. K. mad. 5).

C- Güvenin koruması ilkesi: Bir taşınırı iyiniyetle rehin alan alacaklı, rehin verenin o taşınır üzerinde tasarruf hakkı bulunmasa bile, rehin hakkını kazanır (MK. mad. 939/II). Bu hüküm, zilyetlik karinesine güvenilerek kazanılan ayni hakkın korunmasını genel olarak düzenleyen MK. mad. 988 hükmünün özel bir uygulamasıdır. Bu durumda, rehin hakkının doğabilmesi için, üçüncü kişinin, taşınırın zilyedinin o taşınır üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmadığını «bilmemesi» ya da «bilmesi gerekmemesi» lâzımdır (MK. mad. 3). İyiniyetin varlığı, taşınırın rehin olarak alındığı (verildiği) sırada aranır.

Buna karşın, kıymetli evraka bağlanmamış alacaklar üzerinde, hak sahibi olmayandan, iyniyetle rehin hakkı kazanılması korunmamıştır. Alacaklar hakkında, «hiç kimse sahip olduğu haktan fazlasını başkasına devredemez» kuralı benimsenmiştir.

D- Belirlilik ilkesi:

a) Taşınır rehninin konusu yönünden: Üzerinde rehin kurulan taşınır, hak ve alacağın belirli olması gerekir.

Bir malvarlığının tümü ya da bir bölümü üzerinde, malvarlığındaki taşınırlar teker teker teslim edilmeden, tek bir işlemle rehin kurulamaz.

b) Güvence altına alınacak alacak yönünden: Taşınır rehninde -taşınmaz rehninden farklı olarak- güvence altına alınmak istenen alacağın, rehnin kurulması sırasında para olarak miktarının belirtilmesi zorunluluğu yoktur. Alacağın, rehin konusu taşınırın paraya çevrilmesi sırasında, parayla ifade edilmesi yeterlidir.

E- Rehin hakkının bölünmezliği ilkesi: Bu ilke, hem «rehin konusu taşınırın bütünü ile rehinli alacağı güvence altına aldığını» ve hem de «alacağın tümünün güvence altına alındığını» belirtir.

Alacaklının alacağı tamamen ödenmedikçe, rehin veren -aksine sözleşme olmadıkça- kısmi ödemeler nedeniyle, rehin konusu şeyin bir kısmının kendisine geri verilmesini isteyemez (MK. mad. 944/II).

a) Ayni alacak için birden fazla şey rehnedilmiş ise, her biri ilke olarak, alacağın tümünden sorumludur. Başka bir deyişle, ipotekten farklı olarak taşınır rehninde, aksi kararlaştırılmadıkça, birden fazla rehin konusu üzerinde «toplu rehin» mevcut olduğu kabul edilir. Borcun bir bölümünün ödenmesi, orantılı olarak, rehin konusu şeylerden bazılarının geri verilmesi borcunu yüklemez.

b) Rehin konusu şey (ya da şeyler) birden fazla alacak için rehnedilmiş ise, rehinle güvence altına alınan tüm alacaklar karşılanmadan, rehnin herhangi bir bölümünü geri verme yükümlülüğü yoktur.

F- Rehin hakkının önceliği (rüçhanlığı) ilkesi: Rehin verilen üzerinde birden fazla alacaklı lehine rehin hakkı kurulmuşsa, bu rehin haklarından tarih itibariyle önce kurulmuş olanlar, sonra kurulanlara nazaran öncelik hakkına sahiptir. Yani, daha önce kurulan rehin hakkı, daha sonra kurulanın önünde gelir. Bu kural, MK. mad. 948’de öngörülmüştür.

Rehnin kuruluş tarihi, rehin hakkının varlığı için gerekli bütün koşulların gerçekleştiği ândır. Rehnin kuruluş ânı, teslim koşullu taşınır rehninde ve hâmile yazılı kıymetli evrakta; zilyetliğin geçirilmesinin tamamlandığı, hakların ve alacakların rehninde; hakkın doğumu için gerekli işlemlerden en sonuncusunun yapıldığı, hapis hakkında; koşulların gerçekleştiği, hayvan rehninde ve ticari işletme rehninde, sicile tescil (yazım) ânıdır.

Ayni taşınır üzerinde kurulan birden fazla rehin haklarının sırası, rehnin paraya çevrilerek paylaştırılmasında önem taşır. Sırada en önde bulunan rehinli alacaklının alacağı, en önce ödenir. Bir şey artarsa, bu, ikinci sıradaki rehinli alacaklıya ödenir. Geriye para artarsa, üçüncü sıradaki rehinli alacaklıya ödenir. Paylaştırma bu şekilde devam eder.

Daha önce kurulmuş bir rehin hakkı sona ererse, bir boşluk doğmaz, sonra gelen rehin hakları kendiliğinden öne ilerlerler.

Daha önce kurulmuş bir rehin hakkı sona ererse, bir boşluk doğmaz, sonra gelen rehin hakları kendiliğinden öne ilerlerler.

VII- Taşınır rehninin sona ermesi: Rehin hakkı, ya doğrudan doğruya ya da alacağın sona ermesi ile ortadan kalkar.

a) Rehin hakkı, hak sahibinin vazgeçmesi, rehin konusunun yok olması, sürenin dolması, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi vb. gibi nedenlerle -doğrudan doğruya- sona erer.

b) Alacağı sona erdiren nedenler (ifa, ibra vb. gibi) alacağa bağlı (fer’i) nitelik taşıyan rehin hakkını da kendiliğinden sona erdirir. Ancak, hemen belirtelim ki, taşınır rehninin güvence altına aldığı alacağın zamanaşımına uğraması, rehnin paraya çevrilmesine engel olmaz. İpotekten farklı olarak, taşınır rehni, alacağın zamanaşımına uğramasını engellemezse de, alacaklı rehinden hakkını elde etme yetkisini sürdürür (BK. mad. 138).

VIII- Anımsanacağı gibi; rehin, Medeni Kanunumuzda «taşınmaz rehni» (mad. 850-938) ve «taşınır rehni» (mad. 939-972) başlıkları altında -iki bölümde- düzenlenmiştir.

Ancak şu hususu hemen belirtelim ki, İcra ve İflâs Hukukunda; «rehin», «taşınır rehni» ve «ipotek» terimlerinin içeriği; maddi hukuktakinden (MK. mad. 850-972) daha geniştir. Gerçekten, İcra ve İflâs Kanununun uygulanmasında (İİK. mad. 23);

a) «TAŞINIR REHNİ» kavramının kapsamına nelerin girdiğini yukarıda -bknz: dipn. 33 civarı- belirtmiştik.

b) Sadece «REHİN» terimi:

İpotek ve taşınır rehni terimlerinin kapsamına giren tüm «taşınır» ve «taşınmaz rehinlerini» içine alır.

c) «TAŞINMAZ» terimi:

«Gemi siciline kayıtlı olan gemileri»de kapsamına alır.

Ancak hemen belirtelim ki, gemi siciline kayıtlı bulunan «inşa halindeki» gemiler, «gemi» olmadıklarından, İcra ve İflâs Kanunu bakımından «taşınmaz» değil «taşınır» sayılırlar.

IX- Alacağı rehinle güvence altına alınan alacaklı kural olarak -haciz ve «iflâs» yoluna başvurmadan- ilk önce «rehnin paraya çevrilmesi» yolu ile takip yapmak zorundadır (İİK. mad. 45).

§ B. «TAŞINIR REHNİNİN İLÂMSIZ TAKİP YOLU İLE PARAYA ÇEVRİLMESİ»NDE TAKİP TALEBİ

Bu takip yolunda; alacağı taşınır rehni ile teminat altına alınmış olan alacaklının alacağı veya rehin hakkı bir «ilâm» ya da «ilâm niteliğindeki belge»ye bağlı değildir (İİK. mad. 1504).

Rehnin ilâmsız takip yolu ile paraya çevrilmesi «takip talebi» ile başlar. Alacaklı, bu takibe -diğer takiplerde olduğu gibi- «örnek: 1» takip talebi’ni doldurarak başlar. Bu «takip talebi»nin içeriği İİK. mad. 145’de belirtilmiştir.

I- İİK. mad. 145’de öngörülen takip talebinin içeriği, genel haciz yolu ile takipteki (İİK. mad. 58) gibidir. Yani, bu takip talebinde;

A- a) Alacaklı ve borçlunun kimlik ve adresleri belirtilir.

Ayrıca; alacaklının vergi kimlik numarası ile alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa, Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri göstermezse, icra dairesinin bulunduğu yer, yerleşim yeri sayılır)

b) Alacağın veya istenen teminatın Türk parası ile tutarı faizli alacaklarda istenen faizin miktarı ve işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise, alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi belirtilir.

c) Alacak ve rehin hakkı bir belgeye dayanıyorsa, bu belgenin aslı veya onaylanmış -borçlu sayısından bir fazla sayıda- örneği, takip talebi ile birlikte icra dairesine verilir.

Takip talebinde ayrıca şu hususlar yer alır:

B- a) Rehnin ne olduğunun belirtilmesi: Alacaklı rehnedilenin ne olduğunu takip talebinde açıklamak zorundadır. Çünkü, bu husus aynen «ödeme emri»ne geçecek ve böylece, borçlunun rehin hakkına itiraz edebilmesine imkân verilmiş olacaktır.

Ayni alacak birden fazla taşınır rehni ile güvence altına alınmışsa, alacaklı -taşınmaz rehinlerinde geçerli olan kuralların aksine (MK. mad. 873)- bu rehinlerin hepsinin satılmasını istemek zorunda değildir, alacağa yeterli miktarının satışını istemekle yetinebilir.

Borçlu aslında «haczi mümkün olmayan» (İİK. mad. 82) bir taşınır malı üzerinde, alacaklı yararına rehin hakkı kurmuşsa, bu durum, rehnedilenin -rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip sonucu- satılmasını engellemez. Çünkü, borçlu böyle bir malını rehnetmekle, rehinli alacaklıya karşı, malın «haczedilmezlik niteliğini» ileri sürmek hakkından vazgeçmiş sayılır.

Ayrıca belirtelim ki, alacaklının rehnedileni takip talebi ile birlikte icra dairesine teslim etmesi gerekmez.

b) Daha sonraki rehin hakkı sahibinin bildirilmesi: Rehnedilen üzerinde, daha sonra gelen bir rehin hakkı sahibi varsa (MK. mad. 941), alacaklı, takip talebinde onun kim olduğunu da bildirmelidir. Ancak hemen belirtelim ki, alacaklının daha sonraki rehin hakkı sahibini takip talebinde bildirmemiş olması, takibin geçerliğini etkilemez. Sadece bu alacaklı kendisine haber verilmemesinden doğan zararların önlenmesini, takipte bulunmuş olan alacaklıdan isteyebilir. Daha sonraki rehin hakkı sahibinin, takip talebinde bildirilmesinin istenmesinde güdülen amaç, bu alacaklının da haklarını korumasına, ihaleye katılmasına, müşteri bulunmasına vb. imkân vermektir. Nitekim, bunun sağlanması için -biraz sonra belirteceğimiz gibi- bu kişilere «takip talebinde bulunduğunun» bir ihbarname ile bildirileceği İİK. mad. 146’da öngörülmüştür.

Bir taşınır üzerinde «sonradan gelen rehinler»de kabul edildiğine göre (MK. mad. 941), rehni elinde bulundurmayan «sonradan gelen rehin alacaklısı»nın takip taebine ilişkin hükümlere maddede yer verilmemiştir. Sonradan gelen rehin alacaklısının, alacağına ilişkin belgeleri sunmak suretiyle takip talebinde bulunması halinde, onun da ilk -daha önceki rehin hakkı sahibi- alacaklıyı bildirmesi gerekir. Rehnedilen, «sonradan gelen rehin alacaklısının» elinde bulunmadığına göre, bu bildirmenin yapılması bir bakıma zorunludur.

c) Rehnedilen üçüncü kişi tarafından verilmiş ya da rehnedilenin mülkiyeti üçüncü kişiye geçmişse, bu kişinin de bildirilmesi gereği: Bununla güdülen amaç, bu kişilerin takipten İİK. 146 uyarınca bilgi edinmelerini sağlamaktır. Çünkü az sonra belirteceğimiz gibi, bu kişilere «ödeme emri» gönderilecektir.

Şu hususu hemen belirtelim ki, «asıl borçlu» hariç bırakılarak, sadece «rehin maliki üçüncü kişi» takip edilemez. Her ikisi «birlikte» takip edilir. Çünkü aralarında «zorunlu takip arkadaşlığı» vardır...

II- Alacaklı, «taşınır rehninin ilâmsız takip yolu ile» paraya çevrilmesi için hangi icra dairesine başvurabilir? Hangi icra dairesinin «yetkili» olduğu konusunda İcra ve İflâs Kanunumuzda özel bir hüküm yoktur. Halbuki, kaynak İsviçre İcra ve İflâs Kanununa göre, taşınır rehninin paraya çevrilmesinde, gerek «borçlunun bulunduğu yerdeki» icra dairesi, gerekse «rehnin -birden fazla rehin varsa, bunların içinde değeri en fazla olanın- bulunduğu yerdeki» icra dairesi yetkilidir.

İİK. md. 50’de, HUMK’na yapılan yollama gereğince, bu takiplerde, aşağıdaki icra dairelerinin yetkili olduklarını kabul etmek gerekir.

1- Borçlunun yerleşim yerinin (ikametgahının) bulunduğu yerdeki icra dairesi (HUMK. mad. 9)

2- Alacaklının yerleşim yerinin (ikametgahının) bulunduğu yerdeki icra dairesi (HUMK. mad. 10; BK. mad. 73).

3- Alacak sözleşmesinin yapıldığı yerdeki icra dairesi (HUMK. mad. 10)

III- Rehnin paraya çevrilmesi kural olarak icra dairesi vasıtasıyla mümkün olmaktadır. Ancak, «rehin sözleşmesi» ile, alacaklıya rehni, icra dairesi dışında, özel olarak satma yetkisinin verilip verilemiyeceği çeşitli hukuk sistemlerinde farklı biçimde düzenlenmiştir. Bizim hukukumuzda -ne İcra ve İflâs Kanunumuzda ve ne de Medeni Kanunumuzda- bu konuda açık bir hüküm yoktur. MK. mad. 949’da sadece; «borç ödenmediği takdirde, alacaklının rehin verilene malik olacağına» ilişkin sözleşmenin hükümsüz olacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, hukukumuzda, rehin verilenin borç ödenmemesi halinde, alacaklı tarafından satılabileceğine ilişkin sözleşmenin geçerli olacağı kabul edilmektedir. Uygulamada, yakın zamana kadar, bazı bankalar (T.C. Ziraat Bankası, T. Emlak Kredi Bankası, T. Vakıflar Bankası, T.C. Turizm Bankası, T. Halk Bankası) ile bazı kamu kuruluşları (T.C. Zirai Donatım Kurumu) özel kanunlarındaki hükümlere dayanarak, aldıkları rehinleri doğrudan doğruya kendileri -icra dairesine başvurmadan- paraya çevirebilmekte idi. Ancak bugün, bu uygulamaya son verilmiştir.

IV- İcra ve İflâs Kanunumuzda «taşınır rehni ile güvence altına alınmış bulunan kambiyo senetlerinin paraya çevrilmesi» konusunda özel hükümler bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, kanun koyucu bu konuyu özel olarak düzenlememiştir. Halbuki, İİK. mad. 45 ve 168 gereğince, kambiyo senetlerine bağlı alacakların da «taşınır» -ve uygulamada daha sık görüldüğü gibi- «taşınmaz» rehni ile güvence altına alınması mümkündür. Kambiyo senedine bağlı bir alacağın taşınır -ya da taşınmaz- rehni ile güvence altına alınması mümkün olduğuna göre, bu tür güvenceli bir alacağın nasıl takip konusu yapılabileceğinin de bilinmesi ve bunun yasada düzenlenmiş olması gerekir. Halbuki hukukumuzda -özellikle, kambiyo senetlerine uygulanacak hükümleri gösteren, İİK. mad. 170/b ve 176’da- bu konuda açık bir hüküm yoktur. Bu durum uygulamada çeşitli sorunların çıkmasına neden olmaktadır. Örneğin;

a) Bir borçlunun imzalamış olduğu çeşitli vâdeli bonolar, bir taşınır rehni ile güvence altına alınmış ve senetlerden her biri lehtar tarafından çeşitli kişilere ciro edilmiş olabilir. Bu durumda, lehtarların her biri rehinden nasıl yararlanacaktır? İlk sırada vâdesi gelen senetlere dayanan alacaklıların takibiyle rehin paraya çevrildiği ve elde edilen bedel bütün borçları karşılamadığı takdirde satışa bedelinin paylaştırılması nasıl olacaktır? Rehinle güvence altına alınan senetlerden bazılarının hâmili «haciz» bazılarının hâmili «iflâs», diğer bazıları «rehnin paraya çevrilmesi» yoluna başvurabilecekmidir?

b) Kambiyo senedine bağlı alacağı güvence altında olan rehin konusu taşınır, çeşitli hamillerden kime teslim edilecektir?

c) Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğinde, takip konusu senedin mutlaka icra dairesine verilmesi gerekecekmidir? İcra memuru, senedin kambiyo senedi niteliğinde olup olmadığını kendiliğinden inceleğyecekmidir? Senet, kambiyo senedi niteliğinde değilse, rehin hakkı da düşecekmidir?

Buraya kadar getirebileceği sorunların bir kısmına değindiğimiz «kambiyo senetlerine dayanan rehnin paraya çevrilmesi usulü»nün özel hükümlerle düzenlenmesi ve İİK. 167-176 hükümlerine bu konuda bir ilavenin yapılması gereklidir...

Yasa yoluyla yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar, bu konuya ilişkin çeşitli hükümler karşısında, kambiyo senetlerine dayanan rehinlerin paraya çevrilmesi şu şekilde yapılmalıdır:

aa- Kambiyo senedine bağlı alacak, bir taşınır rehni ile güvence altına alınırken, bu işlem senet üzerine de işlenmelidir.

bb- Kambiyo senedine bağlı alacağı güvence altına alan taşınır rehninin paraya çevrilmesi için takip talebinde bulunulurken, kambiyo senedi de mutlaka icra dairesine verilmelidir.

V- Taşınır rehni ile güvence altına alınan ayni borcu, ayrıca bir üçüncü kişi kefil sıfatıyla ödemeyi taahhüt etmişse borcun ödenmemesi halinde, «kefil» hakkında haciz yolu ile, «borçlu» hakkında ise rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapılır.

VI- Ayrıca, uygulamadaki önemi nedeniyle belirtelim ki, Ticari İşletme Rehni Kanunu gereğince «ticarî işletmenin veya münferit unsurların paraya çevrilmesinde İcra ve İflâs Kanununun menkul rehninin paraya çevrilmesi hakkındaki hükümler uygulanacağından» (1447 s. Tic. İş Reh. K. mad. 17), borçlusunun ticari işletmesi üzerinde rehin hakkı kurdurmuş olan alacaklının, alacağının ödenmemesi halinde «taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile» takipte bulunması gerekecektir.

Aynı şekilde; İİK. mad. 23/II uyarınca «taşınır rehni» tabiri «hapis hakkı»nde kapsadığından, aleyhine hapis hakkı tanınan borçlular hakkında, «taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile» takip yapılması gerekir.

VII- Türk Gemi Sicili’ne kayıtlı bulunmayan gemiler hakkında -mülkiyet ve diğer aynî haklar yönünden- Medeni Kanunun taşınır’lara ilişkin hükümleri uygulanacağından (TK. mad. 866 vd.), bu tür gemiler (yabancı bordrollu gemiler) hakkında verilen «rehin hakkı kurulmasına» ilişkin kararlar, kesinleşmeden (kesinleşmesine gerek kalmadan) takip konusu yapılabilir...

VIII- Bu konuya son vermeden önce, son olarak şu hususu da belirtelim ki, taşınır rehni’nin memleketimizde uygulaması yok denecek kadar azdır. Bu nedenle, «taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip»e, icra dairelerinde hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.