İCRA HUKUKUNDA GECİKMİŞ İTİRAZ

(İİK. mad. 65)*

 

     Ö

deme emrine itiraz için yasada öngörülen  y e d i  g ü n l ü k  s ü r e  içinde borçlu “önleyici nedenlerle” itiraz hakkını kullanamamışsa, kanun koyucu, kendisine -bu özrünü kanıtlama koşuluyla- bir başka olanak daha tanımıştır. Bu durumdaki borçlulara tanınan ve İİK. mad. 65’de düzenlenmiş olan bu olanak “g e c i k m i ş  i t i r a z”dır.

 

            Gecikmiş itirazın hukuki niteliği tartışmalıdır. Doktrinde[1] bunun “medeni usul hukuku anlamında bir dava”, “medeni usul hukukuna özgü bir kanun yolu”, “icra ve iflas hukukuna özgü bir hukuki çare” olduğu ileri sürülmüştür.

 

            A-Koşulları: Borçlunun “gecikmiş itirazda” bulunabilmesi için;

 

            a)Kusuru olmaksızın,

 

            b)Bir engel (özür) nedeniyle süresi içinde

itiraz edememiş olması gerekir.

 

            Borçlunun zamanında itiraz etmesine engel olan hususun, borçlunun kusuruna dayanmaması gerektiği gibi, aynı zamanda borçlunun itiraz süresi içinde icra dairesine başvurmasını da önleyebilecek nitelikte olması gerekir. Örneğin; borçlunu icra dairesine başvurarak itirazda bulunmasına ya da bu amaçla bir vekil atamasına engel olacak derecede ağır hasta olması[2], borçlunun yangın, deprem, yer kayması, su basması, afet, ya da savaş, ihtilal gibi nedenlerle icra dairesine itiraz için başvuramaması[3], ya da borçlu adına tebligatı alan kimselerin  -7201 sayılı Tebligat Kanunu mad. 16- borçluyu  -borçlunun o sırada seyahatte bulunması nedeniyle[4] -zamanında haberdar edemedikleri için, borçlu süresinde ödeme emrine itiraz edememişse,[5] borçlu “kendi kusuruna dayanmayan bir engel” sebebiyle, ödeme emrine itiraz edememiş sayılmalıdır.

 

            Yargıtay çok önceleri;[6] “usulsüz tebligat” halinde borçlunun “gecikmiş itiraz” yoluna başvurabileceğini bildirmişse de, daha sonra bu hatalı tutumunu terk etmiştir. Yüksek mahkeme, yeni içtihatlarında;[7]  g e c i k m i ş  i t i r a z ı n  “kendisine usulüne uygun olarak tebligat yapılan ve fakat kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresi içinde itirazda bulunamayan” borçlular için öngörülen bir başvuru şekli olduğunu, tebligatın  u s u l s ü z  yapılmış olması halinde, borçlunun, Tebligat Kanununun 32. ve İcra ve İflas Kanununun 16. maddesi gereğince “tebligattaki usulsüzlüğü”  ş i k a y e t  yolu ile icra mahkemesine bildirmesi gerektiğini kabul etmiştir.

 

            “Tebligatın usulsüz olarak yapılmış olması halinde, borçlu icra mahkemesine yaptığı başvuruda “gecikmiş itiraz”dan bahsetmiş dahi olsa, hukuki nitelendirme hakime ait olduğundan (HUMK. mad. 76), icra mahkemesince yapılan başvurunun (talebin) “şikayet” olarak değerlendirilerek, buna göre sonuçlandırılması gerekir…[8]

 

            Usulsüz tebliğ halinde, ödeme emrinin borçluya tebliğ tarihi, ‘borçlunun “usulsüz tebliği öğrendiğini” bildirdiği tarih’ olduğundan (Tebligat Kanunu mad. 32; Teb. Tüz. mad. 51/II) ödeme emrine itiraz süresi, bu tarihten itibaren başlar.[9] Bu nedenle, ödeme emrinin usulsüz olarak tebliğ edilmiş olması halinde borçlunun bir taraftan, icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurup ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi (yani; kendisinin usulsüz tebligatı öğrendiği tarihin, tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi) konusunda karar verilmesini isterken diğer taraftan, bu konuda verilecek kararı beklemeden, takip şekline göre takibe ve borca itiraz sebeplerini de ilgili yere yani  i c r a  d a i r e s i n e  (İİK. mad. 62) ya da  i c r a  m a h k e m e s i n e  (İİK. mad. 168/4, 5) bildirmesi gerekir.

 

            B-Gecikmiş itirazın yapılması: Borçlu, “gecikmiş itirazda bulunma hakkı”nın doğduğu durumlarda;

 

            a)Engelin (özrün) kalktığı günden itibaren üç gün içinde,[10]

 

            b)Özrünü gösteren kanıtlarla birlikte (yüksek mahkeme; hastalık nedeniyle gecikmiş itirazda bulunulması halinde, “hastalığın, icra dairesine “veya icra mahkemesine” itiraz etmek için gitmeye veya vekil tayin etmeye engel olacak nitelikte bulunmasını”[11] ve “bu hastalığı belirten raporun protokol numarası taşımasını”[12] -yani hastalığın resmi doktor raporu ile belgelendirilmesini, özel doktorların verdikleri raporların sağlık müdürlüğünce onaylı olmasını- aramaktadır… Ayrıca, borçlunu dayandığı özrün niteliği tanık dinlenmesini gerektiriyorsa -örneğin; yangın, deprem, yer kayması, su basması gibi nedenlerle borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz edemediğini ileri sürüyorsa- “tanık listesi”ni de borçlu -icra mahkemesine- vermek zorundadır…[13])

 

            c)İleri sürdüğü  -takibe ve borca- itiraz sebeplerini ve bunların dayanaklarını,[14]

 

            d)Duruşma harç ve giderlerini peşin ödemek koşuluyla,[15]

 

            e)Takibin yapıldığı yerdeki icra mahkemesine[16], bildirmek  z o r u n d a d ı r. 

 

            Borçlunun, icra mahkemesi yerine icra dairesine yapacağı başvuru geçersiz olup, takibin kesinleşmesini önlemez.[17]

 

            Borçlu, “gecikmiş itiraz” yoluna, en geç paraya çevirme işlemi bitinceye kadar (İİK. mad. 65/I)  -engelin kalkmasından itibaren üç gün içinde olmak koşuluyla- başvurabilir.

 

            İflas yoluyla takiplerde; ticaret mahkemesince “iflasa hükmolununcaya kadar” borçlu  -ticaret mahkemesine- gecikmiş itirazda bulunabilir (İİK. mad. 173/III). Bir görüşe göre[18] alacaklının başvurusu üzerine dosyanın henüz  -İİK. mad. 173/III gereğince gecikmiş itirazı inceleyecek olan- ticaret mahkemesine gönderilmemiş olduğu aşamada, gecikmiş itirazın icra dairesine yapılabilmesi de kabul edilmelidir. Hatta, dosya mahkemeye gelmiş olsa bile, icra memurluğuna yapılan gecikmiş itirazın dairece mahkemeye gönderilmesi mümkün ve zorunlu olduğundan, buradaki “merci hatası” da gecikmiş itirazın geçerliliğine bir zarar vermemelidir. Bu görüşün, İcra ve İflas Kanununun açıklık taşıyan ve gecikmiş itiraz isteminin ticaret mahkemesine yapılmasını öngören İİK. mad. 173/III hükmü karşısında, uygulamada pek benimseneceğini sanmıyoruz.[19]

 

            “Paraya çevirme işlemi” herhangi bir nedenle  i p t a l  edildiği takdirde yahut ticaret mahkemesince “iflas”a karar verildikten sonra, iflas kararı Yargıtayca bozulursa, borçlu gecikmiş itirazda bulunabilir mi? “Paraya çevirme işlemi” ve “iflas kararı” ortadan kalktığına göre, borçlunun gecikmiş itirazda bulunmasına bir engel kalmamış demektir.[20]

 

            Gecikmiş itirazda bulunan borçlu, “duruşma harç ve giderlerini” de peşin yatırmak zorundadır. Ancak, duruşma yapıp yapmamak icra mahkemesinin takdirine bağlı olduğundan, icra mahkemesi duruşma yapılmamasına karar verdiği takdirde, alınan giderler kendisine geri verilir.

 

            Burada karşımıza şöyle bir sonuç çıkar: Acaba gecikmiş itirazda bulunan borçlu, duruşma için belirli harç ve giderleri itirazı sırasında ödememişse, bunun sonucu nedir? Bu durumda, “yasanın bu giderlerin peşin yatırılmasını bir zorunluluk ve itirazın geçerlilik koşulu olarak kabul ettiği” görüşü savunularak, “giderleri peşin yatırılmayan gecikmiş itiraz hükümsüz mü sayılacak” yoksa “icra mahkemesinin önce duruşmaya gerek olup olmadığını saptaması, duruşmaya gerek görülen durumlarda, başvurunun giderleri ödenmesine kadar işleme konmaması İİK. mad. 65 gereğince takibin ertelenmesi (taliki) kararı verilmemesi” görüşü[21] mü kabul edilecektir? İkinci görüş her ne kadar daha mantıklı ve doğru ise de maddenin yazılış şeklinden, birinci görüşün uygulamada benimseneceği daha muhtemeldir.[22]

 

            Gecikmiş itirazın yapılması için, belirli bir  ş e k i l  öngörülmüş olmadığından, gecikmiş itirazlar dilekçe ile olabileceği gibi sözlü olarak da yapılabilir.[23] Sözlü olarak gecikmiş itirazda bulunulduğu takdirde, borçlunun beyanı, tutanağa geçirilerek, borçlu ve icra mahkemesi hakimi ve tutanak katibi tarafından imzalanır.

 

            C-Gecikmiş itirazın incelenmesi: Gecikmiş itiraz istemi icra mahkemesinde, basit yargılama usulüne göre (HUMK. mad. 507/511) incelenir (İİK. mad. 18). Gecikmiş itiraz üzerine, icra mahkemesi, ilk önce “takibin ertelenmesi”nin gerekip gerekmediğini inceler. Bu konuda bir karar verdikten sonra, borçlunun ileri sürdüğü özrün (engelin) gerçek ve geçerli olup olmadığını araştırır. Bu araştırma, kural olarak “evrak üzerinde” yapılır. Ancak, icra mahkemesi, gerek görürse iki tarafı hemen çağırarak duruşma yapabilir.[24]

 

            Borçlu, süresi içinde itirazda bulunmasına engel olan hususları (yani özrünün dayandığı olayları)  h e r  t ü r l ü  d e l i l  i l e  isbat edebilir. Gerekirse “tanık” dinletebilir. Örneğin; “tebligat tarihinde yurtdışında veya başka ilde bulunduğunu ve tebligatı, adresine döndüğünde aldığını” bildiren borçlu, bu iddiasını her türlü delille -tanık dinleterek,[25] pasaportunu mahkemeye ibraz ederek- kanıtlayabilir. İcra mahkemesi de, borçlunun sunduğu delilleri serbestçe takdir eder. Kesin kanaat sahibi olabilmek için, borçluya re’sen yemin (HUMK. mad. 355) teklif edebilir.[26]

 

            aa)İcra mahkemesi, ileri sürülen özrü kabul ederse; gecikmiş olarak yapılan itiraz, süresi içinde yapılmış bir itirazmış gibi kabul edilir ve icra takibi de durur.[27] Ancak, gecikmiş itirazın kabulü halinde, itiraz nedenleri incelenmeden “takibin durdurulmasına” karar verilemez…[28] Keza, gecikmiş itiraz başvurusunun yapıldığı icra mahkemesince, duruşmaya son verilmeden önce, alacaklıdan İİK. mad. 65/IV uyarınca ‘diyeceği sorulmadan’ nihai karar verilemez.[29]

 

            “Gecikmiş itiraz talebinin kabulü” ile takip durur. Bu durumda, alacaklının aynı oturumda icra mahkemesinden “itirazın kaldırılmasını” istemesi gerekir. Alacaklının bu konuda bir talebi olmazsa, icra mahkemesi itirazın esasını inceleyemez.[30]

 

            İcra mahkemesinin bu kararın gecikmeden, alacaklı, borçlu ve icra dairesine bildirilmesi gerekir.

 

            Özrün kabulü üzerine duran takibe devam edilebilmesi için, alacaklının itirazın iptali (İİK. mad. 67) ya da itirazın kaldırılması (İİK. mad. 68 vd.) yollarından birine gitmesi gerekir.[31]

 

            aaa-Alacaklı, “gecikmiş itirazın kabulünden önce borçlunun mallarını haczetmiş durumda değilse” ve icra mahkemesinin “gecikmiş itirazın kabulüne” karar vermesi üzerine “itirazın kaldırılması” yoluna gitmek istiyorsa, bunu icra mahkemesinin “özrün kabulüne” karar verdiği celsede derhal  s ö z l ü  olarak, icra mahkemesinde bildirebilir (mad. 65/IV). Bu istem üzerine, icra mahkemesi incelemesine devam ederken, alacaklının “itirazın kaldırılması” istemi hakkında bir karar verir. Böylece alacaklıya, gecikmiş itirazın süratle kaldırılmasını sağlayacak bir imkan tanınmıştır. Ancak, alacaklı bu imkandan yararlanmak istemezse, bir daha “itirazın kaldırılması”nı isteme hakkından yoksun olmayıp İİK. mad. 67/IV’deki altı aylık süre içinde de bu hakkını kullanabileceği gibi bir yıl içinde de “itirazın iptali” için mahkemeye başvurabilir.

 

            bbb-Eğer, “gecikmiş itirazın kabulünden önce borçlunun malları haczedilmiş durumda ise” alacaklı, icra mahkemesinin “özrün kabulü kararı”nın kendisine tefhim ya da tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya itirazın iptalini (İİK. mad. 67) ya da itirazın kaldırılmasını (İİK. mad. 68 vd.) istemek zorundadır. Aksi halde, haciz kalkar.

 

            bb)İcra mahkemesi, ileri sürülen özrü kabul etmezse; gecikmiş itiraz istemini reddeder. Bu kararla, evvelce “takibin ertelenmesi”ne karar verilmişse, bu karar da kalkar.

 

            Özrün  k a b u l ü  ve  r e d d i  kararı temyiz edilebilir (İİK. mad. 363/3).[32] [33] Yargıtay, önce “gecikmiş itirazın kabulü hakkındaki kararın, temyiz edilemeyeceğine” karar vermişken,[34] daha sonra, bu görüşünden dönerek, “gecikmiş itirazın kabulü hakkındaki kararın temyiz edilebileceğini”[35] belirtmiştir…

 

            D-Takip devam ettiği sırada, takip konusu alacağın bir üçüncü kişiye “tüm olarak = külli” (miras) ya da “tek olarak = cüz’i” geçmesi (devri = temliki) halinde, borçluya yeni alacaklı karşısında sahip olacağı itirazları, “gecikmiş itiraz” yolu ile ileri sürebilmek imkanı verilmelidir.[36]

 

            E-Vekil, kendi özrünü ileri sürerek, borçluyu temsilen süresinde itirazda bulunamadığını belirtip, gecikmiş itirazda bulunamaz.[37] [38] Başka bir deyişle, borçluya tanınan gecikmiş itirazda” bulunma hak ve yetkisi, aynı koşullar çerçevesinde yasal temsilciler için de kabul edilmekte ise de, iradi temsilcilerin özürleri, gecikmiş itiraz sebebi sayılmamaktadır.[39]  

 

            F-Ayrıca belirtelim ki, bu madde, borçlunun üçüncü kişide bulunan alacağının alacaklı tarafından haczi üzerine, üçüncü kişinin gönderilen “birinci haciz ihbarnamesi”ne, İİK. mad. 89/II gereğince, kusuru olmaksızın bir engel (özür) nedeniyle süresinde -yedi gün- itiraz edememesi halinde de uygulanır. Bu takdirde, üçüncü kişinin, engelin (özrün) ortadan kalkmasından itibaren üç gün içinde  -İİK. mad. 65’in az önce belirtilen koşullarına uyarak- İİK. mad. 89/V gereğince icra mahkemesine başvurması gerekir.[40]

 

           


 


(*) Madde 65 – “Borçlu kusuru olmaksızın bir mâni sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir.

                Ancak borçlu, bir mâniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve müteakip fıkra için yapılacak duruşmaya taallûk eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur.

                İtiraz üzerine icra mahkemesi ancak gecikme sebebinin mahiyetine ve hâdisenin özelliklerine göre takibin tatilini tensip edebilir. İcra mahkemesi, tetkikatını evrak üzerinde yapar. Lüzumu halinde iki tarafı hemen davetle mazeretin kabule şayan olup olmadığına karar verir. Duruşmaya karar verilmemesi halinde borçludan alınan masraflar kendisine iade olunur.

                Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur. Aynı celsede alacaklı itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da isteyebilir. Bu takdirde tahkikata devam olunarak gerekli karar verilir.

                Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemez veya aynı süre içinde 67nci maddeye göre mahkemeye başvurmazsa haciz kalkar.”

[1] Bu konuda ayrıntılı bilgi ve bu görüşlerin tahlil ve eleştirisi için bknz: ULUKAPI, Ö. İcra ve İflas Hukukunda Gecikmiş İtiraz (Prof. Dr. Halil Cin’e Selçuk Üniversitesinde 10. Hizmet Yılı Armağanı, 1995, s:302 vd.)

[2] Bknz: 12. HD. 26.6.2001 T. 10924/11480; 3.5.2000 T. 6552/7168; 23.12.1999 T. 16681/17213 vb.

[3] KURU, B. İcra ve İflas Hukuku, C:1, 1988, s:264 – İNAN, Y. Z. İcra Takibinde İtiraz ve Şikayetler, 1973, s:54 – ULUKAPI, Ö. agm. s:313 – DEYNEKLİ, A. / KISA, S. İtirazın İptali Davaları, 2002, s:68

[4] Bknz: 12. HD. 29.1.2004 T. 23691/1692; 21.3.2003 T. 3123/5967; 14.3.2003 T. 2339/5295 vb.

[5] KURU, B. age. s:265 – BERKİN, N. İcra Hukuku Rehberi, 1980, s:417 – ERMAN, E. S. Poliçe – Bono, Çek ve Kambiyo Senetlerine Ait Özel Takip Yolları, 1973, s:336 – POSTACIOĞLU, İ. İcra Hukuku Esasları, 1982, s:170 – ÜSTÜNDAĞ, S. İcra Hukukunun Esasları,.2004, s:101 – ULUKAPI, Ö.  agm. s:315 vd.

[6] Bknz: İİD. 21.11.1963 T. E:12080 (ÇATALKAYA, C. / BANDAKÇIOĞLU, İ. İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 1967, s:175

[7] Bknz: 12. HD. 27.5.2004 T. 8578/13495; 13.4.2004 T. 4797/9019; 1.4.2004 T. 2953/7887 vb.

[8] Bknz: 12. HD. 16.9.2003 T. 13778/17725; 28.5.2002 T. 10275/11265; 12.2.2001 T. 1683/2467 vb.

[9] UYAR, T. İcra Hukukunda İtiraz, 2. Bası, 1990, s:48

[10] Bknz: 12. HD. 2.4.2002 T. 5821/6867; 30.1.2001 T. 442/1406; 24.4.2000 T. 6079/6605

[11] Bknz: 12. HD. 26.2.1981 T. 281/1857; 26.1.1981 T. 8671/585; 2.7.1980 T. 4344/5799; 16.3.1980 T. 1004/2566; 16.10.1979 T. 7062/8028

[12] Bknz: 12. HD. 2.5.2000 T. 6552/7168; 23.12.1999 T. 16681/17213; 3.3.1998 T. 1986/2519; 15.3.1993 T. 412/544 vb.

[13] AKYAZAN, S. İcra ve İflas Kanunundaki Yeni ve Değişik Hükümler Üzerinde İnceleme ve Açıklamalar, 1965, s:41

[14] Bknz: 12. HD. 9.3.2004 T. 230/5417; 30.4.2001 T. 5857/7291; 2.6.1994 T. 7005/7237

[15] Karş: POSTACIOĞLU, İ. age. s:172 vd. – KURU, B. age. s:269

[16] Bknz: 12. HD. 30.4.2001 T. 5857/7291; 2.6.1994 T. 705/7237

[17] Bknz: 12. HD. 13.11.2000 T. 16870/17270; 27.4.1976 T. 2807/5189

[18] DOMANİÇ, H. Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması, 1990, s:789

[19] Aynı görüşte; ULUKAPI, Ö. agm. s:323

[20] AKYAZAN, S. age. s:39 – ULUKAPI, Ö. agm. s:320

[21] POSTACIOĞLU, İ. age. s:172 vd. – KURU, B. age. s:269

[22] Bknz: BERKİN, N. age. s:417 – ULUKAPI, Ö. agm. s:325

[23] KURU, B. age. s:268 – BERKİN, N. age. s:417

[24] Bknz: 12. HD. 11.10.1993 T. 10961/17956

[25] Bknz: 12. HD. 27.4.1995 T. 6609/6574

[26] KURU, B. age. s:271 – ULUKAPI, Ö. agm. s:326

[27] Bknz: 12. HD. 9.9.1976 T. 7486/8913 – 28.2.1964 T. 2048/2711

[28] Bknz: 12. HD. 23.5.2003 T. 9129/11858

[29] Bknz: 12. HD. 17.1.2000 T. 17394/83

[30] Bknz: 12. HD. 19.12.1994 T. 16088/16318

[31] Bknz: İİD. 28.2.1964 T. 2048/2711

[32] KURU, B. age. s:272 – BERKİN, N. age. s:418 – ULUKAPI, Ö. agm. s:329

[33] Karş: ÖĞÜTÇÜ, T. / ÇİTOĞLU, A. Uygulamalı İcra ve İflas Kanunu, 1977, s:292

[34] Bknz: İİD. 26.4.1962 T. 4537/4996 (Naklen: KURU, B. age. s:273, dipn. 128)

[35] Bknz: 12. HD. 25.1.1983 T. 9965/31

[36] ÜSTÜNDAĞ, S. age. s:102 – KURU, B. Ödeme Emrine İtiraz (Ad. D. 1961/3-4, s:291 vd.) – ULUKAPI, Ö. agm. s:318

[37] İNAN, Y. age. s:33 vd. – ULUKAPI, Ö. agm. s:311

[38] BKnz: 12. HD. 30.6.1975 T. 4818/6329 – 11.5.1976 T. 3599/5926

[39] KURU, B. age. s:266 – ULUKAPI, Ö. agm. s:311 – DEYNEKLİ, A. / KISA, S. age. s:67

[40] ARSLAN, R. Borçlunun Üçüncü Kişilerde Bulunan Mal ve Alacaklarının Haczi (Dr. Recai Seçkin’e Armağan, 1974, s:101 vd.)